NûraSelma

NûraSelma
Bazı Kitaplar Tadılmak, Bazıları Yutulmak, Bazıları İse Sindirilmek içindir. Sevgi Benim Karekterimdir.
sosyal medyaya neden bayılıyoruz?
Günümüzde Instagram, Facebook, Twitter gibi bugün moda olan sosyal medya mecralarına hepimiz bayılıyoruz. Bu servisler bizden beş kuruş para istemeden hayatımızı dolduracak kadar eğlence sunuyor. Kendimiz istediğimiz zaman istediğimiz yerden canlı yayın yapabiliyoruz. İstediğimiz resimleri paylaşabiliyoruz, istediğimiz kişiyle temasta kalabiliyoruz ve bu hizmetlerin neredeyse tamamı bedava! Fakat artık temel bir pazarlama kuralını sanırım hepimiz biliyoruz: Eğer güzel, işinize yarayan bir hizmet için para ödemiyor ve bundan özgürce faydalanabiliyorsanız, bu sistemin sattığı ürün aslında sizsiniz. Sizin verileriniz, sizin kullanım biçiminiz bu tip sistemlerin ana kazanç kaynağını oluşturuyor.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gerçek İlişkiler Yerine Sanal İrtibatlar
Sosyal medya ve sosyal ağlar artık her yanımızı sarmış vaziyette. İnternet üzerinden ilişki kurabildiğimiz binlerce insan "en güzel, en mutlu, en alımlı ve en sağlıklı" halleriyle sürekli karşımızda arz-ı endam ediyor. "Mutluluk paylaşmaktır." ilkesini biraz rayından çıkartarak, "Paylaşılmayan şey mutluluk değildir." noktasına doğru evriliyoruz. Her evde olabilecek irili ufaklı tartışmalar neticesinde "sosyal medyaya" kaçıp orada teselli arayan insanlar, gerçeği sanalından ayırt etmekte zorlanan beyinleri nedeniyle sıklıkla "daha iyi alternatiflerin sınırsız olduğu" bir sanal dünyayı gerçek dünyaya tercih etmeye başlayabiliyor.
Alıntı
Dijital dünyada sosyal beyin
Insan belleğinin zamana ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Bir şey bir kez görüverince kaydetmiyoruz zira o cebimizdeki dijital fotoğraf makineleri yahut ses kayıt cihazları gibi çalışmıyor sisteminiz. O güzel manzaranın karşısında, o güzelim sofrada, o değişik deneyimle karşılaştığımızda dikkatimizi oraya vermek, biz de uyandırdığı duyguların tadını çıkarmak, belki yanımızdakilerle birlikte o deneyimin onların algılarına takılan farklı detaylarıyla zenginleşmek ve bir miktar o deneyimle zaman geçirmek gerekiyor. Ancak bu sayede o anı zihnimizde hakkıyla bir yer tutabiliyor. Bunun yerine artık çoğumuz anılarımızı "dijital" belleklere görüntü, video veya "check'in" şeklinde kaydetmeyi tercih ediyoruz. Zira zaman dar ve gezilip görülecek çok yer, tadılacak çok yemek var. Hem bunları birilerinin de bilmesi, şahit olması lazım; değil mi? O yüzden kendimizden geçmişçesine, global bir haber ajansının muhabiri gibi görsel malzeme toplayıp duruyoruz. Ve bu bize uzun vadede hiç de iyi gelmiyor.
1000Kitap
Dijital dünyada sosyal beyin
Mümkün olan her şeyin dijitalleştiği bir zamandan geçiyoruz. İletişim ve sosyal örgümüzün de büyük kısmı şimdiden dijitalleşmiş vaziyette. Artık her türlü veri sayısal halde ve istediğimiz zaman istediğimiz yerde ulaşabilecek şekilde bir yerlerde depolanıyor. Artık bellekler elimizdeki cihaz ve sürücülerle de sınırlı değil; "bulut" denen teknolojiler sayesinde dünyayı bağlayan veri ağları üzerinde tüm bilgilerimiz kayıtlı hale gelmeye başladı. Artık aşklarımız, tatillerimiz, doğum günlerimiz, resmi yazışmalarımız, anılarımız ve her bir deneyimimiz dijital sunuculara kopyalanıyor. Tek tıkla onlara her an ulaşabilmenin, istediğimizde bir tek tuşla onları birileri ile paylaşabilmenin "tadını" çıkarıyoruz.
1000Kitap
Süper Organizmadan Bireyselliğe
Bu satırların kaleme alındığı zaman diliminde yani 21. yüzyılın ilk yirmi yılı biterken, insan medeniyetinin geldiği seviye, bizi bu temel yaşamsal ayarlarımıza oldukça tezat ortamlarda yaşamaya zorlayabiliyor. Tabir yerindeyse tam bir bireyselleşme çağı içindeyiz. İmkanlarımız yerindeyse, tek bir insan görmeden her işimizi halledip hayatta kalınabilecek bir kolaylıklar ağı içinde yaşıyoruz. Beslenmek, öğrenmek, kişisel bakım yahut yol göstericilik gibi konularda başka insanlara olan fiziksel bağlılığımız hızla azalıyor. İnternette milyarlarca insana bir tık uzaklıktayız. Sanal ortamdaki iletişimde müthiş bir kontrol yanılgısı yaşıyoruz: İstediğimiz zaman iletişimi başlatıyor, istediğimiz zaman sonlandırabiliyoruz yahut öyle zannediyoruz... İnternet arama motorları sayesinde tüm bilgiler elimizin ucunda, hiçbir şeyi hafızamızda tutmamıza gerek kalmayacak zamanlara doğru hızla yaklaşıyoruz. Anlık çeviri uygulamaları o kadar gelişti ki herhangi bir ülkede oranın diliyle hayatımızı rahatlıkla sürdürmemizi sağlayacak sayısız dijital yardımcıya sahibiz. görünen o ki artık pek kimseye ihtiyacımız yok. Yahut bize öyle geliyor...
1000Kitap