sen yalnızlığı iyi bilirsin. ama bu kadar çok şey bilmek kalbini yormuyor mu? kalbini evet. senin bir kalbin var. sert kayanın güney cephesinde, sadece seni sevmemizi istediğin yazıyor. belki artık bu fikirde değilsin. belki ikiyüzlülüğümüzden bıktın. belki o kaya düşmanlarının bir şakasıydı, gerçekte sevgi filan beklediğin yoktu. bu kadar çok şeye nasıl katlanıyorsun? bildiklerim benim kalbimi yoruyor. aslı'nın bildikleri de kalbimi yorardı. geçmişime dair benim hatırlamadığım şeyler söylerdi. yepyeni, sapasağlam parmaklıklar döşerdi etrafıma. bildiklerimin dışına çıkamıyorum tanrı'm. sen çıkıyorsun sanırım. nereye çıkıyorsun gerçekten? bildiklerini kenara itebiliyor musun? hepsini yani. nil'in dibinde yüzen o minik balıkları, renkli balıkları, anlamsız balıkları kenara itebiliyor musun? ben balıklardan kurtulamıyorum tanrı'm.
tek başına savaşmanın ne demek olduğunu görsünler istedim. sizi böyle de dinleyebilirim, dedim onlara. birlikteyken bana huzursuzluk veriyorsunuz. dağılmış, kafası karışık or-dularla savaşın. benim gibi, benim gibi.