Müşterilerine bir Avrupa şehrinde oldukları izlenimini altını çok çizmeden vermek isteyen bu lokantalara Ambassador, Majestik, Royal gibi Batılı ve iddialı adlar yerine, Batı'nın kenarında, Istanbul'da olduğumuzu hatırlatan Kulis, Merdiven ve Fuaye gibi adlar verilirdi. Daha sonraki kuşak yeni zenginlerin gösterişli mekânlarda anneannelerinin pişirdiği yemekleri tercih etmeleriyle, gelenek ve gösterişi birleştiren Hanedan, Sultan, Hünkâr, Paşa ve Vezir gibi pek çok yer açıldı ve Fuaye unutulup gitti.
büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim. burada şairin dünyası yasemin oluyor.
ben tapınaklardan, sütunlardan, piramitlerden kaçtım. bulmaktan, kaybetmekten, bilmekten kaçtım. kendimden; çölün uçsuz bucaksız, enlemesine ürpertici sessizliğinden, kızgın rüzgârdan kaçtım. duvarlara, kornişlere, pazar yerlerine sığındım. pencere önündeki ölü sineklere, kapı ziline, seslere sığındım. bir kere nil'in suyunu içen kendi ülkesini unutur, derler. nil'den sonra ne bir damla su içtim ne bir pınar düşledim.