Selver Metin

Ağrıdağı Ağrıdağı
Puan vermedi·128 syf.··
2026 1. kitabı
* Bu yazıda zikredilen Ağrı'dan dağ anlamalısınız. Sana dertli derler Ağrı, Başın hep dumanlı karlı. Ahmet ile Gülbahar'ın biraz denk gelişler ve biraz da zorunluluklar barındıran destansı aşkı Ağrı'nın gölgesi, Mahmut Han'ın öfkesi, Dağlıların merhamet ve sertlikle yoğrulmuş gelenekleri eşliğinde yaşandı ve bitti. Bir atın, ki at murattır, bir gün gelip de görünürde sebepsiz yere Ahmet'in kapısında durması ve Sofi'nin "Bu at senin kısmetindir, sahibi kim olursa olsun geri vermeyeceksin. Sen versen dahi biz vermeyiz." diyerek macera araması ile başlıyor olaylar. Evet, Sofi tam manasıyla macera arıyor ve köyde dolaşırken denk geldiği bu olaya yüklediği mana ile Ahmet'i Mahmut Han'a, Mahmut Han'ı Kervan Şeyhi ve dahi cümle Dağlılar'a, Memo'yu hayata, okuyucusunu Osmanlı'ya düşman eden bir serüvenin kıvılcımını ateşliyor. Destansı bir anlatım var zira amaç da bu anlatımda. Kadim geleneklerin, coğrafyanın ve toplumsal normların birey üzerindeki etkisi ile yaşanan süreç yine bu kadim anlatının başladığı yerde, Küp Gölünde sona eriyor. Atını geri isteyen Mahmut Han ile atı vermeyen ve üstüne bir de Mahmut Han'ın kızı Gülbahar'ı kaçıran Ahmet'in başından, yöresel bağlamda onuru ve duruşu özetleyen beklentiler, sözler ve düşünceler ışığında bir olay silsilesi geçiyor. Öfkesine hakim olamayıp geleneği ve mukaddesatı çiğneyen Mahmut Han'ın sonunda korkusundan teslim olduğu bu gelenek, sevdasından tekmil coğrafyanın banisini karşısına alan Ahmet'i de sonunda sevdalısından ediyor. Bir ak kuş havalanıyor, çobanlar kaval çalıyor, Ağrı dalgalanıyor ve göle değen kanatlar bu musikiyi sona erdiriyor. Karışık bir inceleme oldu belki ama biraz köy yaşantısı, biraz gelenek ve biraz da Ağrı bu destanı bambaşka yapmış. Yaşar Kemal burada da birey ile otorite arasındaki terazide aynı
Edebiyat
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sonunu biliyordum ama biraz kızdım.
9/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Dikkat Spoiler İçerir! Olacakları hepimiz biliyoruz. Çünkü baştan söylendi. Santiago Nasar, öldürüleceği gün 05:30'da kalkmıştı. Evet. Ama kim, neden ve nasıl öldürecek? Bunları merak ediyoruz. İkiz kardeşler, bir namus meselesi için Nasar'ı öldürmeye karar veriyorlar. Aslında karar vermiyorlar, onlar adına aileleri, toplum ve gelenek buna karar vermiş. İkizler bunu uygulamakla mükellef. O yüzden birkaç defa vazgeçmeye yelteniyorlar veya ağırdan almaya çalışıyorlar. Ancak önce beze ve ardından kağıda sarılı olan o kasap bıçakları, destansı bir şekilde Türk diye söylenen Arap asıllı Nasar'ı doğuruyor. Evet, doğuruyor. Öldürülme şekli isteksiz olan İkizler için bile çok ileride. Öldürmek istedikleri için yapmıyorlar, öldürmek zorunda kaldıkları ve bunu ispat etmek zorunda oldukları için kesin bir ölümü arzulayarak, garantilemek için kalbini arayan ve bağırsaklarını ortalığa döken bıçak darbeleriyle bunu yapıyorlar. Ama sonunda cevapsız sorularla baş başa kalıyoruz. Nasar, gerçekten üzerine atılan namus suçunun faili mi? Angela gerçekten Nasar tarafından bekareti bozulduğu için mi onun adını söyledi yoksa ailesi Nasar'a bir şey yapamaz düşüncesi ile başkasını korumak adına Nasar'ı kurban mi etti? Ancak ölümüne bu kadar şaşıran bir Nasar bence muhakkak kurban edilmiş olmalı. Eğer iftiraysa Angela tarafından veya gerçekse toplum tarafından. Yazar bize cevabı söylemiyor. Nasar bir kurban artık. Çünkü İkizler her yerde Nasar'ı öldüreceklerini ilan etmelerine rağmen kimse gerçek bir önlem almıyor. Oysa İkizlerin Nasar'ı öldüreceklerini söylemeleri için düğün gecesinin hemen akabinde, bir namus meselesinden başka bir gerekçe kimsenin aklına gelmemiştir. O halde neden kimse Nasar'ı bu muhtemel sondan korumak için adım atmadı? Neden herkes bir başkasından bekledi çözümü?
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
ıslanmaya değer bir yağmur
6/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 23:40
bir kamera sessizce yaşayan rıfat'ı kayda almaya başlıyor. etrafta yaşamın sesleri ve toz zerrecikleri var. rıfat yaşıyor ve bu yaşayış öyle sıradan, öyle olağan ki; kimse bir yanlışlık veya rahatsız edici bir detay göremiyor. kitapçının kapısı açılıyor, çıngırak çalıyor, kedi hakkı başını kaldırıp bir bakıyor, bir kitap soruluyor, rıfat sıkıntıdan veya düşünmekten ağırlaşan başını kaldırıyor, birkaç diyalog gerçekleşiyor ve kapı kapanıyor. seyrek yağmur, sıradanlığın sesi. rıfat, uzaktan bakınca sıradan bir insan. çıkıntısı yok, akarı kokarı yok ve göbeği var; sıradan bir göbek. bir de rıfat'ın düşündüklerini duyuyoruz. bazen normal, bazen sıra dışı, bazen çocukça. rıfat bir şeyin ters gittiğini düşünüyor, içinde bir huzursuzluk var ve onu bastırmak için bir şeyler daha düşünmeli. bu kapsamda, sıradan bir insan, sıradan bir yaşam ve bir kısım sıra dışı düşünceler toplamı seyrek yağmur. bir saatiniz varsa ıslanmaya değer.
Seyrek YağmurBarış Bıçakçı · İletişim Yayıncılık · 20212,767 okunma
Tatar Çölü ve Beklemek Üzerine
8/10
·232 syf.··
2021 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2021 11:28
merhaba. sanırım bu kitabı okuyup daha fazla his elde etmek için askerlik yapmış olmak bir artı kazandırabilir bizlere. zira, sıradan bir yaşamın bu denli çekici ve vazgeçilmez oluşunu daha iyi idrake yarayabilir., drogo nam bir subay, bastiani kalesi'ne tayin edilir. kale, tatar çölü'nün sınırındadır. kalede yıllardır hüküm süren bir beklenti var, o da şu ki; bir gün çölden bir ordu çıkıp gelecek ve savaş başlayacak. o belki de hiç başlamayacak savaşa bir ömrü adayanların hikayesi bu. çünkü kaledeki neredeyse herkes ve en çok zamanla terfi ederek yükselen subay drogo, bir türlü kaleden ayrılıp başka yere tayin istemez ve emekli olmayı düşünmez. çünkü hayatına bir illet gibi bulaşmış olan kale ve çöl, artık ona bir yaşama amacı katmıştır. hiç gerçekleşmeyecek olanı beklemek. beklemek ve ummak olmasa bu rezil hayatın suyu çıkar. bu beklemek, onun yıllarını elinden almasına karşın dorgo hiç müteessir olmayacak. çünkü onun artık gayesi bu. beklemeli, ölene kadar da olsa beklemeli. ilginç bir hikayeydi. üzerine çokça düşündüm. bana kafka'nın kanunun kapısında hikayesini ve simyacı'da sürekli hacı olmak için para biriktiren ancak bir türlü hacca gitmeyen müslümanı anımsattı. bu beklentiler, amaçlar olmasa nasıl yaşanırdı? yaşayabilen varsa lütfen bize de anlatsın.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Körlük hakkında ufak bir yazıdır.
9/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2021 23:28
·
incelemem çok ufak spoiler içerebilir. o yüzden bu ikaz yazısından sonrasını okuyup okumamak tamamen sizin sorumluluğunuzdadır. yasal uyarıdan sonra devam edebiliriz, evet. körlük, tüm şehre yayılan "beyaz körlük" ismindeki bir salgının hikayesi. akışı ile bizi kendisine bağlayan ancak tatmin edici bir şekilde tamamlanmayan kitaplardan. zira onca insan, düşünce ve olay akabinde daha vurucu bir sonu bekliyor olmamız pekala hakkımızdı. her şeyin birden eski haline dönmesi ve tüm körlerin görmeye başlaması; ne bileyim yazar nasıl bitireceğini bilememiş de sonunu böyle bağlayalım demiş gibi. ancak beklediğimiz o bitirici vuruşla karşılaşmasak da, içeriği itibariyle okunması gereken kitaplardan. körlük'ü okurken şunu düşünüyoruz. herkes kör ve sadece bir kişi görüyor. ve o gören kişi; tüm bu körlerin aslında ne kadar basit ve olmayacak şeyler için kendilerini heba ettiğinin, ne kadar gereksiz uğraşlar içinde olduklarının farkında. ancak körlerin tüm bu sıradan ve basit eylemleri, körler için yaşamsal, vazgeçilmez ve uğruna ölünebilir hususlar. ve hatta öyle ki, körler kimse görmüyor diye düşünerek kabul edilmez eylemleri nasıl rahatlıkla icra edebiliyorlar. basitçe söz gelimi, bir kör, arkadaşının yemek hakkını arkadaşı görmüyor diye çalabiliyor veya bir kadını taciz edebiliyor. peki, hepimizin yaşadığı bu körler dünyasında, bize bu yanlışlara karşı set olan içsel dürtü nedir? okurken bunu düşünüyoruz. bir çok kör var ve hepsi bu yanlışın peşinden sürüklenmiyor. bir düzen kurmaya çalışıp "iyi vatandaş" olmak için uğraşanlar da var, tamamen düzene karşı çıkıp kaosla beslenmek isteyenler de. bizleri bu karmaşanın içerisinde ahenge sokacak olan dışarıda duran ve bizim aksimize her şeyi gören birisi mi, yoksa içimizdeki gözler mi? kısa bir incelemenin sonuna geldik. umarım
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma