Konuşmuyorlardı, en lüzumlu sözleri söyleşmişler, tüketmişlerdi adeta. Hayat gündelik bir şey olmuştu onlar için; şimdi birbirlerine tutunmaktaydı mesele.
Bende olmayan şey güç kuvvet değil! Ama ben gece gündüz hastaların en kepazesini taşıyorum sırtımda; kurşun gibi ağır bu hastalık. Eh, bazıları da aptallığın yükü altında inler, o daha mı iyi sanki. Herkesin derdi ayrı...
İşte ardımda bir gençlik var; saflıklarından, bayağılıklarından hayasızlık ve barbarlıklarına kadar hor görülmüş, sırf gençliğinden ötürü küçümsenmiş bir gençlik.
“İnsanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya çalışmak için harcanmış bir çabadır” der ya Schopenhauer; taşra bu sözün çaba harcanmadan gerçeklik kazandığı yerdir. Yazgının peşin cezasıdır. Kurtulmak ağırdır, pahalıdır.