“Ben bunu anlayamam belki” ya da “bu benim anlayacağım bir şey değil galiba” diyebilmek, “ben her şeyi anlarım” demekten öteye bir adım atabilmiş olmaktır.
Canlıların bu yeryüzündeki dengesinden habersiz insanlar karşısında cırnağı ile dişinden başka silahı olmayan “parya”lar yaratılır. Sonra bunlar şu ya da bu biçimde öldürüverilir.
Dostluğunu gördükçe bizim de bağlandığımız ama bizden başkaları karşısında yırtıcılıklarını sürdürmelerini istediğimiz; sevgiye, yakınlığa, insan dostluğuna alıştırdıktan, insan dünyamızda onların bağımsızlıklarını neredeyse yok ettikten sonra, şehirleşme sürecimizde yaşayışlarını büsbütün çıkmaza soktuğumuz halde gene de yanımızda üremesi, üremekten vazgeçmemesi karşısında başımızdan nasıl defedeceğimizi bilemediğimiz hayvanların...
Karşıdan bakanlar için şehir yaşamı bir kolaylıklar cennetidir; şehirliler, zahmetsizliğin ancak zahmetle elde edilebileceğini unutuyor mu? Öldürmekten , yok etmekten azıcık daha zahmetli çıkar yollar aramamak, uygarlığın övüncü haline mi gelecek?