Sema Okumuş

Sema Okumuş
@Semaokms
Psikolojik Danışman /
Kahramanmaraş
203 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Senin şu anki hayat versiyonun, bilinç düzeyin, inanç yapın, bastırılmış duyguların, arzuların ve hatta travmalarınla rezonansa giren bir gerçekliktir. Gerçeklik bir dış koşul değil, içsel durumunun bir yankısıdır. Yani: Ne düşünüyorsan, Ne hissediyorsan, Neyden korkuyorsan, bütün bunlar seni şu anki versiyona yönlendirdi.
Reklam
Çift Yarık ve Kuantum Silgi Deneyi
Kuantum fiziğinin en çok bilinen deneylerinden biri olan Çift Yarık Deneyi, bize yalnızca fotonların ya da elektronların davranışını değil; gerçekliğin kendisinin nasıl oluştuğunu fısıldar. Bu deney, "gözlem" adı verdiğimiz şeyin yalnızca fiziksel değil, bilinçsel bir etkisi olduğunu gösterir. Ve bu bilinçsel etki, sadece şu anı değil, geçmişi bile değiştirme potansiyeline sahiptir. 1. Çift Yarık Deneyi: Olasılıktan Seçime Deneyde fotonlar bir ekran önündeki iki yarıktan geçerken, gözlemlenmediklerinde dalga gibi davranırlar. Yani her iki yarıktan da aynı anda geçiyorlarmış gibi. Fakat bir gözlem cihazıyla hangi yarıktan geçtiklerine bakıldığında, fotonlar bu kez tanecik gibi davranır ve sanki sadece bir yarıktan geçmiş gibi iz bırakırlar. Bu ne demektir? > Gözlem, olasılıklar alanından tek bir gerçekliği çeker. > Ve bu çekim, fiziki bir müdahale değil; bilincin etkisidir. 2. Kuantum Silgi Deneyi: Geçmişe Dokunmak Kuantum silgi deneyinde, foton hangi yoldan geçmiş gibi davrandıktan sonra, bu bilgi 'silinir'. Ve bilgi silindiğinde, sanki geçmişte farklı bir davranış sergilemiş gibi olur. Yani biz gelecekte bir karar veriyoruz, bu karar ise fotonun geçmişteki davranışını değiştiriyor gibi gözüküyor. Bu durum, zamanın klasik akışını sarsar. > Şu anki bilincin, geçmişteki bir olayın şeklini etkileyebilir mi? Eğer bu soruya "evet" diyorsak, o zaman geçmiş bile bilinçle yeniden yazılabilecek bir enerji kaydıdır. 3. Gerçeklik Nedir? Bu deneylerin öğrettiği en temel ders: > Gerçeklik, biz bakana kadar sabit değil. Yani fiziksel evren, zihinden bağımsız bir nesneler dünyasından çok, bilinçle birlikte var olan bir olasılıklar alanıdır. Bu, sadece fizik değil; psikoloji, felsefe ve ruhsallık için de devrimsel bir yaklaşımdır. 4. Bilinç Gözlemezse, Gerçeklik
“Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, kimseden güzel ya da kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için ‘en’ değilim, ‘daha’ değilim. Bu devasa iddiasızlığın verdiği özgürlüğün hastasıyım…” Sabahattin Ali
Hayatta hiçbir şey seni kendi zihnin kadar rahatsız edemez. Dışarısı rahatsız ediyor sanırsın ama onları öyle algılayan zihnindir tüm işi yapan… Tüm mesele yaşananları nasıl algıladığındır… Önce algılar, sonra ona göre tepki verirsin. Neye nasıl baktığın ve ne anlam yüklediğindir sende negatif duygulara sebebiyet veren… Bu yüzden her şey senin zihninde başlıyor… orada bitiyor…
Yolculuğunda karşılaştığın bütün ademoğulları, problem diye alğıladığın, sevdiğin ya da sevmediğin herkes senin yansıman. Ne varsa içinde o var dışında. O yüzden bir kişiyi yargılamadan önce iyice düşünün çünkü o sende olan bir şeye aynalık ediyor kabul etmesekte bu böyle. Bilinçaltında sakladığımız her duygu, düşünce bize karşımıza çıkan insanlarla yansıtılır kendimizi fark edelim diye ama çoğu insan bunu görmemezlikten gelmeyi tercih ediyor. Toplum olarak hata kabullenmemek gibi bir huyumuz var. Neden bu böyle ? Çünkü güçsüz olacağımıza inanıyoruz bir kötü özelliğimizi bir suçumuzu kabullenmenin bizi zayıf düşüreceğine inanıyoruz. Evet belki bunları yaparak kötü özelliğini örterek suçu hep başkasında arayarak dışarı güçlü bir imaj çizmiş oluyoruz fakat kendi içimizde kendi ruhumuzla savaş veriyoruz. Ama sen kendini iyi ve kötü tüm özelliklerinle kabul etsen mükemmel olmadığını kabul etsen ve bunun için çabalamayıp içinden geldiği gibi yaşasan ruhunla savaşın biter belki dışarıya karşı iyi bir imaj çizmezsin ama kendinle olan savaşın biter.
Reklam