Zaman öğleye yakın evlerde şimdi mutfak sesleri.
Sırtımı çevirip onaltı katlı kondulara
Parkın mavi havuzunda biraz
aldatmak istiyorum gözlerimi.
Bankta üç adam
Buruyorlar kalın kara bıyıklarını
Yitip gidiyor hevesim...
Neleri alıp götürmedi ki sular...
Nasıl hoyrat bir sevgiyle bozuldu Marmara
nasıl da eksildim
Yine de ölmedi tenimin altında gümüş pullu balıklar.
~Zerrin TAŞPINAR
Büyük Hükümdar Selahattin-i Eyyübi dünyadan göçme zamanının geldiğini anlayınca Şeyh-ül İslâm’ı çağırır ve ona:
- Bir insan öldüğü zaman ne kadar kefen gerekir?
- Altı arşın hükümdarım.
Bir mızrak ve bir kefen getirilmesini ister. Bir asker çağırıp:
“Bu kefeni mızrağa tak. Bağdat sokaklarında dolaş ve şöyle de: Ey ahali! Ülkeler, servetler sahibi Selahattin-i Eyyübi yalancı dünyadan ebedi âleme şu kefenden başka servet götüremiyor, ibret alın!..”
"Fetal aşama devresindesiniz. Bu aşamanızın sizin için oldukça zevkli geçeceğine inanıyoruz. Rahat bir şekilde arkanıza yaslanıp gelişmeleri gözlemleyebilirsiniz. Bu aşamada yüzünüz, elleriniz ve ayaklarınız oluşmaya başlayacak, dış görünüşünüzün belirginleştiğini hissedeceksiniz. Yaklaşık otuz iki hafta kadar misafirimizsiniz. Bu süre zarfında açık büfe mutfağımız size hizmet verecek. Daha önce tatmadığınız lezzetler ile ikramlarda bulunacaktır."Yaşasın işte bu! Doğru yerdeyim...... Ama ne, otuz iki hafta mı? Sadece otuz iki hafta yaşamak için mi bekledim bunca zamandır. Bütün ömrüm bu kadar mı? Peki sonra ne olacak bana? Ölmek istemiyorum daha bu genç yaşımda. Daha doyamadım dünyaya....