Bu adada sahile ayak basışımdan itibarenki durumumu düşünürken, ilk yıllarımdaki mutluluğumla, kumsalda o ayak izini gördükten sonra duyduğum korku, kaygı ve diken üstünde yaşa am hayatı mukayese ettim. Vahşilerin zaman zaman adaya gelmediklerine, yüzlercesinin sahile gelmeyeceklerine inanmıyor degidim. Ama benim hiç haberim olmamıştı, bu yüzden hiç korkuya lapilmamıştım. Ben halimden son derece hoşnuttum, oysa tehlike deydim. Sanki gerçekten hiç tehlikeye maruz değilmişim gibi herşeyden habersiz yaşamak mutlu ediyordu beni. Bu aklıma pek çok vararlı düşünce getirdi, özellikle de şunu; Tanrı sonsuz rahmetiyle insanoğlunu yönetirken, nesneler ve olaylarla ilgili bilgi ve görüşlerini öylesine kısıtlıyordu ki, insan gözlerinden gizlenmiş binlerce tehlikenin ortasında kendisini kuşatan bu tehlikelerden habersiz, sakin, huzur içinde yaşayıp duruyordu. Oysa bunları farketse kafası altüst olacak, morali yerlerde sürünecekti.