“Hep bu duyguyu kollarım. Sanki içimde bir düğmeye basılmış da, bütün bedenim bir müzik mırıldanırmış gibi olur. Bu duyguyu ne zaman duysam, ayağımın toprağa erdiğini anlarım, ondan sonra korkmadan, güven içinde sonuca giderim.”
“Flower’ın müzesi bir gölgeler mezarlığı, hiçliğe adanmış bir çılgınlık türbesiydi. Nashe, bu nesneleri aklından çıkaramayışını, onların nüfuz edilemeyen, özlerini açığa vurmayan niteliklerine yordu. Onları unutamayışının tarihle de, bir zamanlar bu nesnelerin sahibi olan kişilerle de hiç ilgisi yoktu. Bu parçalar, somut birer nesne olarak belleğinde yer ermişti ve bunların kendilerine uygun ortamdan çekip alınarak Flower tarafından gerekçesiz olarak sonsuza dek yaşamaya mahkûm edilmiş olmaları aklını kurcalıyordu.”