Ne, Cennetten düştüğü gibi kalmış ki? Bu da geçer, diyelim mi? Bu da geçer, diyelim. Ama Tanrım, yine de: ne kadar yabancı bir yer burası. Ve nereden düştüm ben bu fenaya? Öyle sert düştüm ki bu fenaya, dizlerimin sıyrılmadık yeri, tenimin acımadık yanı kalmadı. Yitirdiğim Cennetten çoktan vazgeçtim amma, vaat ettiğin Cennet, azıyla yetinemem, çok çok güzel olmalı. En son, yağmurlu bir gecenin sapağında karşılaştım kendimle. İyice kirlenmiş kötülenmiş şu çehremle, bu ben değilim, desem de, kuşku yok, bu benim. Çoktan geçmedim ki; ben neyim! Ben neyim diye gelmedimse de dünyaya, belli; ben neyim, diye diye gideceğim. Kader maddesini okumadığım kitap kalmadı, altından kalkamadım. Ne kadar kolaymış oysa; sonunda bıraktım kendimi kadere. Amennâ. Her yanım kaza belâ. Her belâda bir beli. Amentü billahi...