Semiha baysal

Semiha baysal
@Semihaokur
MEDARI MAİŞET MOTORU-ODİSİYA
Puan vermedi
Sait Faik Abasıyanık'ın öykücülüğünü üç döneme ayırıyoruz.1930'lu ve 40'lı yıllardaki gözlemci ve gerçekçi ilk dönemini, ikinci dönemi olan 1950'lerde bireyci, sürrealist ve doğa odaklı olgunluk dönemini yaşayan Sait Faik Abasıyanık, üçüncü dönem öyküleri olan Alemdağı'nda Var Bir Yılan adlı öyküsünde de görüldüğü gibi daha soyut konuları işlemiştir. Onun öykülerinde dikkat çeken homoerotizm, en çok da son dönem öykülerinde fark edilmektedir. O güne kadar açıkça anlatamadıklarını hiçbir şeye aldırmadan görülmemiş bir gözü peklikle yazmaya başlar. Öyküleri her ne kadar otobiyografik özellikler taşısa da okur olarak anlatılanları gerçek kimlikleriyle örtüştürme alışkanlığımızdan vazgeçerek, kitaplarda yazar-anlatıcı unsuru gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Medarı Maişet Motoru adlı öyküde sayfa 49'da yer alan şu satırlara bakalım: "Eğiliyorum. Bu açık dudaklar, yarı açık gözleriyle uyumuş arkadaşımı öpüyordum.. Belki ömrümde ilk ve son defa bir insanı, bilinmedik bir yerimde yıkanmış arzularımla bir daha, bir daha öpüyorum." Anlatıcının çocukluğunu anlatırken arkadaşlarından bahsettiği bu satırlarda, Odisiya'ya duyduğu arkadaşça sevgi ergenlik dönemi duygusallığından ibaret görünse de homoerotizm içermektedir.
Edebiyat
Medarı Maişet MotoruSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,700 okunma
Reklam
BU KENT SENİ BIRAKMAYACAKTIR
Puan vermedi·174 syf.··
2024 1. kitabı
Sadece yürüyüp gitmemeli insan. Her yürüyüş bir yolculuk olmalı. Yolculuklar izler bırakmalı. Hele ki yürüdüğün kent medeniyetler beşiği İstanbul ise. Son on yıldır her sene en az iki kez gittiğim ve her sokağını arşınladığım Yeniköy semti bu ziyaretimde beni o kadar şaşırttı ki. Nasıl mı? Anlatayım. Kaldığımız ev Yeniköy’ün en yüksek tepesinde. Bu sabah oğlum Can da bana eşlik etti. Başladık aşağı doğru yürümeye. Sağımızda Yapı Kredi Korusu. Bin bir çeşit kuş sesleri ve yollara taşmış incir, erik, dut ağaçları da bize eşlik ediyor. Aşağı doğru inerken tam karşımızda deniz. Yol boyunca, evleri çevreleyen duvarları aşıp önümüze çıkıveren erik ağaçlarından kısmetimize düşen birkaç eriği yemek, benim için yürüyüşümüzün en lezzetli anları oluyor. Ancak Can bir tane bile yemiyor ve benim bu heyecanımı anlayamıyor. Nerden bilsin diyorum içimden…Hiç bahçeleri olan bir sokakta büyümedi ki.Gökdelenlerde yaşarken gökyüzünü izlemeyi de bilemedi bu çocuklar çünkü gökyüzü,yeryüzü artık çok kirli. Can bana erikleri yerken eşlik etmeyince meyvelerden vazgeçip yürüyüşe devam ediyoruz. Yokuştan aşağı doğru, Simitçi Salih Sokağından, inince yolun sonunda, yukardan beri hayranlıkla izlediğimiz masmavi denizle kucaklaşıyoruz. Hemen oracıkta vapurların gidip geldiği Yeniköy İskelesi. Simitçi Salih’i de kimdir nedir çok merak ediyoruz. Ermeni, Rum ve Türklerin yıllarca aynı çatı altında yaşadığı bu sokakta, Salih adında bir simitçi belki de Müslüman, Hristiyan diye ayırmadan paskalyalarda ya da Ramazan Bayramlarında halka sıcak sıcak simit dağıtıyordu. Simitçi Salih’i de başka bir yazımda anlatırım umarım. Onu da anmak anlatmak kıymetli olacaktır kanımca. Simitçi Salih yokuşunun sonunda denize gelmeden hemen soldaki sokağın adı Salkım Küpe. Sokak, yol boyu dizilmiş salkım salkım meyveleri
Edebiyat
Bu Kenttir Gidip Gideceğin YerKonstantinos Kavafis · Can Yayınları · 2020130 okunma
İnceleme
Puan vermedi·128 syf.··
2023 40. kitabı
Cesare Pavese, 20. Yüzyıl İtalyan Edebiyatı‘nın önde gelen isimlerinden biridir. Şair, yazar ve aynı zamanda çevirmendir. Cesare Pavese, 9 Eylül 1908 yılında İtalya’da dünyaya gelmiştir. Yalnızlık yabancılaşma ve dışlanma gibi konuları işleyen roman, öykü ve şiirleriyle tanınır. Pavese’in en önemli eserleri arasında Yaşama Uğraşı, Yalnız Kadınlar Arasında ve Ay ve Şenlik Ateşleri yer almaktadır. Pavese, erken yaşta siyasi mücadeleler vermiş ve İtalya’nın İkinci Dünya Savaşı’na girmesiyle birlikte savaşın yıkıcı etkilerine tanık olmuştur. Bu süreçte, hem savaşın acımasızlığı hem de savaştan sonra İtalya’da yaşanan toplumsal ve politik sıkıntılar, Pavese’in ruh halini etkilemiştir.Öte yandan Pavese hayatı boyunca süren bir iç savaş yaşamaktadır. Özellikle günlüklerinde derin bir yalnızlık içerisinde olduğu görülür. Cesare Pavese, 1950 yılında yaşam için verdiği mücadeleyi sonlandırır. 42 yaşında, Torino’daki otel odasında intihar eder. PAVESE’nin editör bir arkadaşına yazdığı mektuptaki şu sözlerinden sonra yalnızlığının ne başa bela bir şey olduğunu düşündüm:’’Yaşanacak bir yaşam vardır. Binilecek bisikletler vardır. Yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları vardır.” Pavese,YALNIZ KADINLAR ARASINDA adlı eserinde, bir erkeğin yalnızlığı sorunsalı üzerinden ve fakat birinci tekil bir kadın anlatımı ile yazar. Yazar adeta kendine bir ayna yöneltir ve aynada gördüklerini karşı cins perspektifiyle irdeler. Yani mesele eril ve dişildir.Tam da bu kitapla aldığı Strega Ödül töreni sonrasında intihar etmesi, Pavese’nin meselesini kaleme alışı üzerinde bizleri düşündürüyor. Pavese romanı, bir erkeğin yalnızlığı sorunsalı üzerinden ve fakat birinci tekil bir kadın anlatımı ile yazar. Yazar adeta kendine bir ayna yöneltir ve aynada gördüklerini karşı cins
Edebiyat & Roman
Yalnız Kadınlar ArasındaCesare Pavese · YKY Yapı Kredi Yayınları · 20222,337 okunma
flanöz /inceleme
Puan vermedi·372 syf.··
2023 41. kitabı
Her yaz yürüyüş yaptığım yolda bulunan kliseden ve bahçesindeki Konstantinos Kavafis heykelini daha bu yaz fark ettiğimden bahsetmiştim.Tam da bu yazıdan sonra FLANÖZ kitabını okuyor olmam ne güzel bir tesadüf oldu.FLANÖZ, FLANÖR sözcüğünün dişili.Kısaca aylak kent gezgini anlamında.Ancak aylaklık, gezinirken düşünmeyi ve gözlemlemeyi de içeriyor. Gelelim kitabımıza.Kitabı kadının sokakta dolaşım tarihi olarak da okuyabiliriz.Tarihin derinliklerine baktığımızda sokağa ilk çıkan kadınların fahişeler ve lezbiyenler olduğunu söylemek gerekiyor.Ne kadar da cesurca. Flanöz olmak bir bakıma görünmez olmayı da gerektirmekte.Kendisine sürekli bakılan sokakta gezinen kadın ,çevresiyle ilgili nasıl bir araştırma yapabilir ki?Bazılarınızın çook eskiden böyleydi dediğini duyar gibiyim.Günümüzde geç saatte sokakta yürüyen bir kadın için ne düşünülür diye sormak gerekiyor.Kadın için karşılaşabileceği tehlikeler de var tabii.Bir kadın olarak ne zaman ki bakılandan bakana geçeriz işte o zaman flanöz olabiliriz.( yürüyen ve herkesin baktığı kadın fotoğrafına bir kez daha dikkatlice bakmanızı hatırlatayım.) Kitabın yazarı Lauren Elkin bir flanöz.Şehirlerde yürürken geçmişte buralarda tek başına yürüyebilmiş cesur flanözleri ve onların hikayelerini anlatmış bizlere.Virginia Woolf,Jean Rhys,Agnes Varda bunlardan bir kaçı.Kitabın arka sayfasındaki şu cümleleri ve listeye alınması gereken bir kitap olduğunu ekleyerek yazımı sonlandırıyorum:’ Bırakın yürüyeyim.Bırakın kendi hızımda ilerleyeyim.Bırakın hayatın içimde,etrafımda dolaşmasını hissedeyim.Bana beklenmedik dönemeçleriyle köşebaşları verin.Bana tekinsiz kliseler,güzel vitrinler ve uzanabileceğim parklar verin.
Edebiyat & Roman
Flanöz - Şehirde Yürüyen KadınlarLauren Elkin · Nebula Kitap · 2018184 okunma
AŞK ESKİ BİR YALAN ADEMLE HAVVA DAN KALAN
Puan vermedi·148 syf.··
2023 32. kitabı
İlk bir kaç sayfada anlayamayabilirsiniz. Ancak ilerleyen sayfalarda gerçekten de ilk insanlar olan Ademle Havva da konuşsa böyle anlatırdı diyebilirsiniz. Mark twain in en sevilen öykülerinden oluşan kitapta ilk öykü kitaba da adını vermiş. Bir çok basımı var ama ben yapı kredi yayınlarından okudum. Mark Twain ın hayatını okuduğumda hep çok zengin olmak için çabalamış ama bir türlü de borçtan kurtulamamış olduğunu görüyorum. En büyük kaybını da dizgi makinasına yatırım yaparak yaşamış. Daktiloyu ilk kullanan yazar olduğu da söyleniyor. Belki de daktilo üzerine bir yatırım yapsaydı hayalindeki zenginliği yakalayabilirdi, Ademle Havvanın Güncesi adlı öyküden sonra gelen diğer öykülerinde de farklı yollardan zengin olan insanlar anlatılıyor.Bir bakıma onun izlerini görüyoruz bu öykülerde. Ademle Havvanın güncesi öyküsü yani kitaba adını veren ilk öyküyü çok sevdim. Okurken İşte kadın ya da işte erkek dediğim ve gülümsediğim o kadar çok satır vardı ki .Ademe elmayı yedirerek insanoğlunu ölümlü kılan Havvanın asla bir suçlu çizgisiyle anlatılmaması da kitabı sevmemin diğer bir sebebiydi. Keyifli okumalar. Mizahi bir okuma yapacağınızı da eklemek isterim.
Edebiyat
Adem'le Havva'nın Güncesi ve Seçme ÖykülerMark Twain · Yapı Kredi Yayınları · 20227bin okunma
Reklam