İnsanlar istediklerini değil,kendilerine yakın buldukları şeyleri çekerler .
Kaprisleri,istekleri ve tutkuları her adımda engellenir,ancak en derin düşünceleri ve arzuları ,temiz ya da kirli olsun,kendi sahip olduğu besinlerle beslenir."Sonumuzu şekillendiren ilahi güç"içimizde,kendimizdedir.İnsan kendi kelepçelerini takar:Düşünce ve eylem kaderin gardiyanıdır, temelde yer alan düşünceleri hapsederler.Aynı zamanda özgürlüğün de melekleridir_asil olan düşünceleri özgür bırakırlar.İnsan düşündüğü ve talep ettiği şeyleri almaz,bunları adil bir şekilde kazanır.Ancak düşünceleri ve eylemleri ile uyum içinde oldukları sürece dilekleri ve talepleri karşılanır ve yanıtlanır.
Hasan Can başucuna gelince de anlatmış:
"Bak a Hasan Can! Şahit olasın ki babamızın hakkını öderiz. Burada karşısına dikilmiş tahtını istemiştim. Sonra İstanbul'da öfkeme kapılıp göğsünden elimle ittirmiştim. O da bana, İlâhi oğul! Beni berbat edip tahtımdan ettin. Dile-rim Allah'tan, sen de genç yaşında berbat olup şîr-i pençeler elinde gidesin!' demişti. Ben bu şîr-i pençeyi hep 'aslan pen-çesi veya pençesi aslan gibi olan biri' diye düşünürdüm ve yıllardır aklımdan çıkarmak isterdim ama yüreğimin bir kö-şesinde acısını hep duyardım..."
Çevresi meleklerden ve salihlerden oluşan küçük kalamaz, küçük düşünemez.
Çevresinden habersiz yaşayıp kısır düşünenlerin kısır dünyasında yaşayan da samimi mü'min olamaz.