Muhsin Ertuğrul diyor ki: "Tiyatro dalında Shakespeare'in tadında yazan bir adam yok, sen bize tiyatro yazsan..." Üstad, Tohum'u yazar, oynanır. Sonra onda tiyatroya karşı bir alaka oluşur.
Bizde daraltıcı bir bakış açısı var; Necip Fazıl denilince akla bir şâir geliyor. Şâirliği, Üstad'ın asıl varoluş sebebi olan mütefekkirliğini gölgede bırakmıştır. Anadolu'nun ve belkide bu asrın en büyük mütefekkirini, şâir kimliğinden dolayı bu milletin evlatları öğrenmekten, anlamaktan mahrum kalmıştır. Büyük Doğu şiire sığmaz.
"Komünist olsanız size Moskova'nın yarısını veririz." Üstad'ın şu şiiri bu nevi bütün tekliflere cevabıydı:
"Ellerime uzanan dudakları tepeyim.
Allah diyen, gel seni ayağından öpeyim."