Hikmetinden sual olmaz Tanrı’dan,
Eser beklenir mi senin üstüne?
Hesaba vurulsa kulda güzellik,
Rakam eklenir mi senin üstüne?
Şahsına münhasır rayihan var ya:
Ne gül, ne karanfil, ne de manolya,
İsterse gücensin sarışın fulya;
Çiçek koklanır mı senin üstüne?
İlk çağrım da sendin, en son çağrım da,
İlk aşkım da sendin, ilk göz ağrım da.
Sonbahar mevsimi çorak bağrımda;
Fidan köklenir mi senin üstüne?
Çevremde namımı sor bir defacık
Alacağın cevap “zavallı kaçık”
Enkazım meydanda, her şey apaçık;
Gerçek saklanır mı senin üstüne?
Ben ki dayanılmaz cevrinle gülen,
Ben ki tahkirini iltifat bilen,
Ben ki sadakatin timsali kölen;
Haşa! Diklenir mi senin üstüne?
İntihar etmeye kalsa Cemâl’in,
İlmeği boynuna taksa Cemâl’in
Çırpınıp, sallanıp, sarksa Cemâl’in;
Vebâl yüklenir mi senin üstüne?
Çoğu martı sırf yiyecek bulmak,sahilden ayrılarak tekrar geri dönmek için uçar.Bunun dışında bir şey öğrenmek için uğraşmazlar, öğrenmek istedikleri bir şey yoktur.Onlar için uçmanın tek anlamı, karınlarını doyurabilmektir.Oysa martı Jonathan Livingston için önemli olan yemek değil uçmaktı.Martı Jonathan Livingston uçmayı büyük bir tutkuyla seviyordu...