Size her şeyin kolay ve sade olduğunu öğreteceğim
İmkânsız saadeti icat edenlere inanmayın
Harbin gereğinden bahsedenlere inanmayın
Size hayatın kolay ve sade olduğunu öğreteceğim
Kendimde iyilik ve doğruluk hissediyorum
Büyük bir yolculuğa başlangıç
Ey haksızlığın ve yalanların amansız düşmanı aklım
Ve ey kalbimdeki sonsuz aşk
İkinize güveniyorum.
Benim de öyle akşamlarım vardır.
Kapıdan girince anama sarıldığım,
Çocuklara karamela ve çekirdek getirdiğim,
Meyhaneye uğramadan çakır keyif,
Düşmanım yok,
Gündeliğim cebimde,
Küfretmeden
Öyle tasasız döndüğüm akşamlar...
Benim de öyle akşamlarım vardır.
Her gece böyle değilim.
Bir gün biz de bu parka geleceğiz
Ahbap arkadaş omuzunda
Ve dağlara, taşlara benzeyeceğiz
Öyle sessiz, öyle manidar...
Konuşmak yok artık bu yerde
Yolculuk hevesi, avarelik yok
Evine, toprağına bağlı herkes
Muharebe derdi,para derdi yok.
Yalnız, yaşayanlar için midir, diyor mezarlık
Toprak üstündeki her bitki?
Yerin dibine doğru büyüyenler de var
Hep yaşayanlar için mi?
Belki de ağaçlardan yukarıya doğru
Uzayan bir şey vardır mezarlardan
Sonsuz özgürlüğe benzer bir şey
Öyle sessiz, öyle kocaman.
Bir bu tesellisi kaldı mezarlığın
Yoksa ölünün hali yaman.
Bunca yıldır kimi beklemişim ben,
Nedir içimde bu altın ağarma?
Hangi ses her gece ve hangi yerden
Sonsuzluğa beni çağırmada.
Duyuyorum çok uzaktan gelenin
Kanatlarını cama vurduğunu,
Duyuyorum titreyip durduğunu
İçimde bu gecikmiş beklemenin.
Yakın mı fısıldayacağın gece
Benim umduğum sabahı ey rüya?
Bak zaman bu ömrü sürüklemede
Yıldızları bizim olan kıyıya.