Öncelikle, yaptıklarınız sayesinde değer kazanamazsınız. Başarılar size tatmin getirebilir ama mutluluk değil. Başarılara dayalı özgüven "sahte" bir güvendir, gerçek değildir! Depresyonda olan birçok başarılı hastam buna katılacaktır. Ayrıca benlik değeriniz görünümünüze, yeteneğinize, şöhretinize veya servetinize de dayalı olamaz. Marilyn Monroe, Mark Rothko, Freddie Prinz ve birçok ünlü intihar kurbanı bu acımasız gerçeği ispat etmişlerdir. Aşk, onaylanma, arkadaşlık veya yakın, şefkatli insan ilişkileri kurabilme kapasitesi de doğuştan gelen değerinize hiçbir şey eklemez. Depresyondaki bireylerin büyük bir çoğunluğu aslında çok sevilen insanlardır, fakat bu hiç işe yaramaz; çünkü kendilerini sevmezler ve kendilerine güvenleri eksiktir. "Aslolan, ancak kendinize verdiğiniz değerin nasıl hissettiğinizi belirlediğidir."
Birey olarak siz,yaptığınız tek bir şeyle ölçülemezsiniz. Hayatınız karmaşık ve sürekli değişen bir düşünceler,duygular ve hareketler akışıdır. Başka bir deyişle,bir heykelden çok,bir nehirsiniz. Kendinize olumsuz etiketler yapıştırmayı bırakın bu hem çok basit hem de yanlış bir yorumdur. Yediğiniz için kendinizi sadece bir "yiyici", ya da nefes aldığınız için "soluyucu" olarak nitelendirebilir misiniz? Bu tam bir saçmalıktır; ama bu saçmalıklar,kendinizi yetersizliklerinizle etiketlediğinizde acı verici olmaktadır.
"Çünkü aynı mücadeleyi veren başka insanlar olduğu gerçeğiyle bile güç bulabiliriz. Bu zorlukları tek ben yaşıyorum zannederken aslında onların da savaş verdiğini fark edebiliriz. Acımız varlığını korusa da ağırlığının bir şekilde, biraz olsun hafiflediğini hissedebiliriz. 'Yaşamı boyunca kuyuya hiç düşmemiş bir insan var mıdır?' diye düşündüğümüzde, bunun mümkün olmadığını fark edebiliriz."