Her yeni yıl, her doğum günü, her ayın biri ya da her pazartesi yeni bir insan olmak için uyanırdım. Hele ki güneşli bir günse, bütün dünyayı değiştirebileceğimi sanırdım.
Edebi eserlerde rastladığım bazı kelimeler beni düşündürüyor. Bunların kullanım yerleri dikkatimi çekiyor. Mesela son okuduğum kitapta ikinci kez rastladığım ''sulusepken'' kelimesi. Karla yağmurun aynı anda yağması ya da karın yağmurla karışık yağması şeklinde ifade ediliyor. Sulusepken ağlamak belki daha kolay anlaşılabilir . Peki '' sulusepken sövmek'' nedir? Nasıl olmuş da sulusepken kelimesi sövmek ile yan yana gelmiş?
Uyandım.
Uzun süredir konuşuyordum.
Yani uzun süredir konuştuğumu hissediyordum.
Yatmadan önce de konuşuyordum.
Hem aynı konuyu.
Konuşuyorduk mu demeliyim?
Kimle konuşuyorduk?
Ben ve kendim.
Ben ve diğer ben.
Ben ve diğeri.
Biz demek için fazla kalabalık.
Konuşuyordum demeye devam edeceğim.
Hep o konu.
Aynı konu.
Gözlerimi kapattıktan uykuya dalana kadar da bunu konuşmuştum.
Tam üç gündür.
Son üç gündür.
Konuşuyorum.
Kendime konuşuyorum.
Kendimi cevaplıyorum.
Kendime hak veriyorum.
Kendimden hak alıyorum.
Kendimi aklıyorum.
Kendimi yasaklıyorum.
Durmadan.
Dur durak bilmeden.
Konuşuyorum.
Hoşuma gitmiyor konuştuklarım.
Hoşuma gidecek şeyler konuşayım diyorum.
Başlıyorum anlatmaya.