Şu fersiz sokak lambalarının,gökyüzünde tabak gibi asılı kalmış dolunayın bile aydınlatmaya yetmediği uzun ince sokakları sen aydınlattın Leyla.
Yanında sessizce yürürken bunları düşündüm.
Dile getirmeye çalıştığında "Ulan nası da karanlık ha,birini kesseler kimsenin ruhu duymaz aga," deyiverdim.
Dalga geçme Leyla.
Bu da bir tür hastalık.Düşündüğümü dile getiremiyorum.
Leyla: Aşk bir gönül yanılması değil mi sonuçta?
Ak sakallı dede: Hiç olur mu evlat, hiç olur mu? Aşk, gönül yanılması değildir. Tersine. Aşk, gönlün yanmasıdır. Sen ne yaparsan yap eğer bu ateş içine düştüyse, onu söndüremezsin sudan sebeplerle.