Senanur danabaş

Senanur danabaş
@Senanur__dnbs
Hayatlarımız belki yıkıktı, döküktü kırıktı ama biz güzel görürsek güzeldi
Öğrenci
Üniversite
Afyonkarahisar
Afyonkarahisar
126 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Senanur danabaş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·375 syf.·
2025 3. kitabı
Khaled Hosseini
9.2/10 · 192,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ham bir meyveyi kopardılar dalından, Zamanı gelmemişti daha, Tadı acı, içi buruk… Ben de öyle kaldım işte senin ardından, Eksik, kırık, tamamlanmamış. Gittin. Bir rüzgar gibi sessiz, Bir yangın gibi hızlı, Söylemeseler bilmeyecektim. Gözlerin başkasının aynasında yitmiş, Sesin, yankısı başka bir zamana aitmiş. Bir defa daha gittin, Bu kez bambaşka. Gecenin en karanlık yerinde, Seni düşündüm. Yüzler arasında hep senin yüzün, Ama bir sisin arkasından, Sana benzer ama sen olmayan. Kaç kere sustum, Kaç kere yutkundum, Her seferinde arsenik tadında. Yaşamak sandığımdan daha uzak, Ve daha zor geldi o anlarda. İlkyazdı, Hafif bir rüzgar esince bile ellerini arardım, Bulamazdım. Anılarda yalnız kalmak her insana ağır gelir, Ama bana bir mezar gibi.
Şiir
Yerin seni çektiği kadar ağırsın, ama düşlerindeki bulutlar kadar hafif… Toprak seni tutmaya çalışırken gökyüzü kanat çırpışlarını çağırır. Kanatların rüzgarla savaşacak kadar cesur, ama gece yarısı yıldızlara uzanamayacak kadar kırılgan. Kalbinin her atışı bir şiir, her nefesi içinde yankılanan bir türkü gibidir. Gözlerin, yalnız gördüklerini değil, görmek istediklerini de taşır. Derinlere inen bakışların, bir okyanusun dinginliğini ve dalgalarının hırçınlığını barındırır. Sevdiklerin kadar güçlü, hayal kırıklıkların kadar yaralısın. Her yaranda saklı bir hikaye var; bir kısmı güneşin altında açmış bir çiçek, bir kısmı yağmurun altında unutulmuş bir hatıra. Affettiğin kadar hafiflersin, ama bağışlamak bir bahar sabahında açan ilk çiçek gibi zaman alır. Çünkü insan, nefret ettiği kadar karanlık, sevdiği kadar aydınlıktır. Her renk bir hikaye anlatır. Göz kapaklarının altındaki gölgeler yorgunluklarını, dudaklarındaki kıvrımlar suskunluklarını saklar. Karşındaki insanın gördüğü renk, aslında senin ruhunun fısıldadığıdır. Hayat, yaşadığın kadar değil, ruhunda yankılanan her anı hissedebildiğin kadardır. Çünkü hissetmek, varoluşun en saf ve sessiz çığlığıdır. Zaman, kum saatinden akan taneler gibi… Elinden kayıp giden anların, avucunda kalabilen birkaç tutam anıdır. Sevdiğin kadar insansın, çünkü sevgi, ruhunun en berrak aynasıdır. Gözyaşların, kalbindeki fırtınaların izleridir; gülümsediğin her an ise o fırtınanın ardından çıkan bir gökkuşağı. Ağlamaktan korkma, çünkü gözyaşı, insanın en gerçek dua edişidir. Güneşin doğuşunda saklı bir umut var; her sabah gökyüzüne yazılan bir şiir gibi. Unutma, her yağmur damlası seni ıslattığı kadar temizler. Her kar tanesi, soğukluğu kadar masum bir öpücük bırakır. Kendini yalnız hissettiğin anlarda, ruhunun derinliklerinde saklı
1000k
Yerin seni çektiği kadar ağırsın, ama düşlerindeki bulutlar kadar hafif… Toprak seni tutmaya çalışırken gökyüzü kanat çırpışlarını çağırır. Kanatların rüzgarla savaşacak kadar cesur, ama gece yarısı yıldızlara uzanamayacak kadar kırılgan. Kalbinin her atışı bir şiir, her nefesi içinde yankılanan bir türkü gibidir. Gözlerin, yalnız gördüklerini değil, görmek istediklerini de taşır. Derinlere inen bakışların, bir okyanusun dinginliğini ve dalgalarının hırçınlığını barındırır.
1000k