İnsan, sefil bir varlıktır. Zira bir maddenin kalıbına bürünmüş olan nefsin esiridir. İnsanın ilk hareketleri, nefsinin kımıldanışlarıdır. Ve eğer insan ömrü boyunca nefsine söz vererek onun kumandasında yaşamak isterse hayvanî bir hayatın mahkûmu olur. O insanda bütün hayvanları bulmak kabildir. İnsanın küçük ve sefil dünyası olan nefsinden onu Allah'a yaklaştıran düşünen varlığına yükselmek, hayatın mânası olsa gerektir. Bu iki atletizm, önce tezatlarla dolu olan varlığı, tezatlarından sıyırıyor, hür ve büyük bir eser, bir büyük kâinat olan ruhuna kavuşturuyor. Bu ilâhi yolculukta önce insan kendi sefaletlerini anlıyor ve kendisine çevriliyor. İlk düşüncemiz, sefaletimizin düşünülmesidir. İştihalariyle yaşamaya başlayan insan sonra ızdırabını idrak ediyor. Bununla gerçek ruh hayatı onda başlamış oluyor. Bu insan artık ferd olan benliğinden çıkarak kainatın bütününe doğru yürüyen yolcudur.
Okumadan önce eser seçmenin büyük önemi bilinmelidir. En çok kitap okuyan değil, okuduğu kitaptan görüşler çıkaran ve onu, bir tarlayı derinine kazıp didik didik eden âlet gibi işleyen kafanın çalışması değerlidir. Her çıkan kitabı okuduğunu söyleyen kimse, bir tehlikenin ve belki de bir uçurumun başına doğru yürüdüğünü unutmasın. Büyük düşünürler sonunda, birkaç kitabın, bir yazarın eserlerini, hatta belki yalnız bir kitabın ihtiraslı hayranı olarak yıllarını onun etrafında geçirirler ve o zirveden dehalarının eserini fışkırtırlar.