Yerdeki karıncanın sesiyle gökleri birbirine bağlayan, insan bedenini anlatırken sırlar âlemine giren, bazen didaktik, bazen lirik, bazen dramatik ve romantik bir dil kullanan yazarların amacı, farklı yazım usullerini denemek değildir. Hâl ile kâli birleştiren, her sözünü varoluşsal ve manevî bir tecrübeye dayandıran bir düşünürün yapmaya çalıştığı şey, varlığın sonsuz, dinamik ve çok katmanlı tecellilerini akıl, kalp, sezgi ve dil yoluyla yakalamaya ve kayıt altına almaya çalışmaktır. Burada bir şeylerin nâtamam olması, onların nakıs ve kusurlu olduğu anlamına gelmez. Nasıl okyanusun bir avuç suyunda okyanusun tamamını tecrübe etmek mümkünse, varlığın farklı yönlerine dokunduğumuz yerlerde de varlığın kendisine ilişkin bir fikre sahip oluruz. Fakat hepimiz yakinen biliriz ki ne ayağımıza vuran dalga okyanusun tamamıdır ne de elimizi ısıtan güneş ışığı, güneşin tamamı.