Anı yaşamayıp geçmişte kalanlar yahut gelecek endişesine kapılanlar, varlık ve zamanın doluluğunu tecrübe edemezler. Huzurda anı yaşayanlar, sonlu zaman boyutunun ötesine geçer ve sonsuzluğa tutunurlar. İnsanın amacı lineer zamanın içinde kaybolmak değil, sonsuzluğa uzanmaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Var olmak, bulunmayı istemektir. Neyi bulmak istiyorsak, onun tarafından bulunmayı arzularız. Bulduğumuz şey ile bizi bulan şey arasında uyum varsa, huzur ve bütünlük nasibimiz olmuş demektir. Bulduğumuz şey ile bizi bulan şey iki farklı dünyaya aitse, o zaman bir boşluk hissi doğar içimizde. Bulmayı ve bulunmayı ummak da insan oluşumuzun bir parçasıdır.
"Allah şahittir ki O'ndan başka ilah yoktur." (Âl-i İmran, 3/18) Güneşin ışığını gösteren en sağlam karinenin güneşin kendisi olması gibi, Allah'ın tek ve mutlak oluşuna en büyük şahit ve delil de yine Yaratıcı'nın kendisidir. İnsanlara hakikati hem "ufuklarda" yani makrokozmosta hem de "nefislerde" yani mikrokozmosta gösteren Yaratıcı, her şeye tanıklık eden en büyük şahittir. "İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki onun (Kur'ân'ın) gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?" (Fussilet, 41:53)
"Bizi varlığa getiren, O'nu bulmamızı ister."
Hz. Peygamber Efendimize "Allah'ı neyle buldun?" diye sorulduğunda "Her şeyi onunla bildim." cevabını verir.