İnsan bir araba, toplum bir makine, varlık bir sanayi ürünü değil. Modern bilimci (scientism), her şeyi öngörünebilir, kontrol edilebilir, kurgulanabilir ve planlanabilir bir mühendislik projesine indirgemek istiyor.
Adam Smith’in “görünmez el” dediği eli her yere yerleştirerek ama kendini hiçbir zaman göstermeyerek büyük bir oyun oynuyor bizimle.
“Kontrol sende.” Diyerek kontrol ediyor
En başta tercihleri sana o veriyor. “Bunlardan birini seç. Bak, seçme özgürlüğü verdim sana.” diyor ama sen o tercihlerin dışında bir başka alternatifi talep etme hakkına sahip değilsin.
Kapitalizm, tüketim çılgınlığının, teşhir kültürünün dışına çıkma şansının olup olmadığını sorduğunda “O yok!” diyor ve sesini kısmak için sana gerici, yobaz, çağ dışı, oyunbozan vs. gibi isimler veriyor. “Bu yapının kendisi çağ dışı, insan onuruna aykırı istemiyorum” dediğinde çok sert bir biçimde “Hayır.” diyor ve itirazını siyasi, dinî, psikolojik yönlerden incelemeye başlıyor. Topluma “Bu adamın ne derdi var?” dedirtiyor. Zira herkes “kontrol bende, istediğimi tercih edebilirim.” modunda. Eflatun’un mağarasında, zincire vurulmuş kölelerin ayaklarındaki zincirlerin farkında olmamaları gibi modern insan da dijitalizmin ellerine ve ayaklarına vurduğu prangaların farkında bile değil.