“Dünyadaki her şey, aptallıkta bilgelik de varsallık da yoksulluk da, neşe de keder de boş, bomboş, önemsiz. İnsan ölecek ve hiçbir şey kalmayacak. Bu da saçma bir şey,” diyor Süleyman.
“Hayatımın anlamı ne? “Şeklindeki sorumun bu bilgi alanındaki yanıtı tekti: “sen, “hayatım” dediğin şeysin, sen, rastlantıyla geçici olarak bir araya gelmiş parçacıklarsın. Bu parçacıkların birbirini etkilemesi, değişmesi, senin içinde “hayat“ dediğin şeyi üretiyor. Parçacıkların birbirine bu şekilde birleşmesi bir süre devam edecek, sonra karşılıklı etkileşimleri duracak, “hayat” dediğin şey de duracak ve bütün soruların sona erecek. Sen bir şeyin rastlantıyla bir araya gelmiş bir parçacığısın. Parçacacık ayrışacak. Parçacık bu ayrışmayı kendi yaşamı olarak adlandırır. Parçacık dağacak ve bu ayrışma da, tüm sorular da bitecek.” Bilgilerin aydınlık tarafı böyle bir yanıt veriyor, eğer sadece kendi esaslarını katı bir şekilde izliyorsa başka bir şeyde diyemez zaten.