George ve Lennie'nin kendilerine ait bir parça toprak edinip oraya yerleşmeye dair ortak bir hayalleri vardır. Lennie bu çiftlik hayalini George'a defalarca anlattırır ve en çok da besleyip okşayabileceği yumuşak tavşanlarla ilgili kısmını sever.
Kitaptan;
...
"Bir kaç tane de domuz alırız. Ben de dedeminki gibi bir tütsü fırını yaparım. Domuz kestiğimizde etini tütsüleriz, pastırma, jambon yaparız, hatta sosis bile olur. Ayrıca nehirde alabalık bollaştığında yüzlercesini yakalar, tuza basar ya da tütsüleriz. Kahvaltıda yeriz. Sebze meyve olgunlaştı mı, konserve kurarız. Domates konservesi yapmak kolaydır mesela. Her pazar tavuk veya tavşan keseriz. Belki bir keçimiz ve ineğimiz olur. Bakarsın öyle bir kaymak yaparız ki, bıçakla kesip almak zorunda kalırsın.
...
Bahçede her türlü sebze yetiştiririz. Eğer canımız viski çekerse, birkaç yumurta ya da biraz süt satarız, olur biter. Orada yaşar gideriz. Oralı oluruz artık. Memleketin dört bucağında sürtmeye paydos deriz. Beceriksiz ahçıların elinden yemekten de kurtuluruz. Ya, işte böyle, bizim de bir evimiz olunca öyle yatakhanelerde filan kalmayız artık.
...
Öyle ya, kutu gibi bir evimiz olur, herkesin kendi odası... Ufağından birde tombuldöküm soba, kış boyu sıcacık yanar. Arazi çok büyük olmadığı için işimiz pek ağır olmaz. En fazla günde altı yedi saat çalışırız. Günde on bir saat arpa yüklemek zorunda kalmayız. Kendi ektiğimizi kendimiz biçeriz. Böylece ne kadar ürün aldığımızı biliriz.
...
Ya tavşanlar? dedi Lennie hevesle. Onlara ben bakacağım. Nasıl bakacağımı anlatsana George.
...
Olur. Çuvalını alıp yonca tarlasına gideceksin. Orada çuvalı dolduracak, gelip tavşan kafeslerine dağıtacaksın.
...
Amaaan, ucundan ısıra ısıra, yerler de yerler artık, dedi Lennie. Onları yerken gördüm.
...
Altı haftada bir