Şengüzel Şen

Arka Kapak
“Hadi bana yalan söyle!.. Bak, onu nasıl bulacağım. Zira zararsız yalan yoktur. Söyleyene de, söyletene de bir gün geri döner ve bedelini ödetir.”
Sayfa 160 - Karina Yayınevi·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sensiz Her Şey Anlamsız
Sensiz Her Şey Anlamsız En sevdiğim mevsim kış olsa da Ne fark eder! Sensiz dolaşıyorum yalnızlığın sokaklarında Her tarafım beyaz örtüyle kapansa da Umurumda mı? Gözlerim gözlerine bakamadıktan sonra...
Sayfa 41 - Karina Yayınevi·Kitabı okudu
Şiir
Paranın ölümü geciktirdiği öyle pek sık görülmez.
Sayfa 162·Kitabı okudu
Arka Kapak
“Nadya, üzülme artık. Hiç değilse bir iki tane de olsa istediğin eşyanı alabileceksin. Bizi düşünsene, öylece gideceğiz, evimize ne olduğunu bile bilmiyoruz.” Başını hışımla kaldırdı, öfkeden, gözleri dipsiz kuyuların karanlığına bürünmüştü. “Biz ne olacağımızı biliyor muyuz? Kime ne yaptık? Kimin canını yaktık? Neden toprağımızdan, evimizden, sevdiğimiz herkesten, her şeyden ayrılmak zorunda kaldık?” İçindeki hıncı, öfkeyi, nefreti, korkuyu kusuyordu. Yaşanacakları engellemeye kimin gücü yetmiş ki?.. Vedalaşmalar, acının sessizlikle katmerleşmesiyle yürekleri dağlaya dağlaya yapıldı. Her yüreğe acının yıldırımı düştü kavurdu, içine içine akan yaşlar derya oldu, boğdu sesi soluğu. Kalan da yarımdı, giden de. Birbirlerinin yarımını ömür boyu sırtlanacaklardı… Kişiliğini biçimlendiren çocukluğunu, kalabalık ailesini, ilk aşkını, ilk kalp ağrısını, ora’nın yazını, baharını anlatırken, kendi kışına sürgün olan bir kadın… Nadya… Saliha Nilde, sarsıcı bir dille kaleme aldığı, trajik insan hikâyelerine tanıklık eden bu kıymetli eserinde, nice sürgünlere ev sahipliği yapmış Anadolu’yu başka bir gözle değerlendirip, hem bireysel hem sosyolojik düzlemde genç bir devletin fotoğrafını çekerken, yaşamın kıyısında kalmış bir kadının içsel ve coğrafi yolculuğunu gözler önüne sererek, sevinci, umudu, hüznü, anlam arayışını ilmek ilmek hafızalara işliyor
Sayfa 304 - Karina Yayınevi
Arka Kapak
Ötüken’de kış en şiddetli haliyle bastırmış, hayatta kalma şartlarını zorluyordu. Yüksek tepeler sanki gelinlik giymişçesine beyaz örtünün altına gizlenmişti. Tepelerin eteklerine doğru uzanan sık ağaçlarsa rüzgârın şiddetiyle sağa sola esnerken çıkardıkları gıcırtı sesleriyle sanki birbiriyle konuşuyorlardı. Düz ovalarda ise sert rüzgârın üfürdüğü tipi, neredeyse görmeyi ve yürümeyi imkânsızlaştırıyordu. Her şeye rağmen orası yurttu, otağdı, mirastı ve asla vazgeçilebilir değildi. Börü, çakalların pususuna düştüğünde, nasıl kurtulacağının değil; nasıl öç alacağının hesabını yapar.
Sayfa 312 - Karina Yayınevi