Efendiler, artık yetişir! Bu milletin çektiği felaketler çoktur. Bu millete acımak lazımdır. Bu milleti şunun ve bunun faydalanması için şu ve bu istikametlere, karanlıklara sevk etmek ayıptır, rezalettir, günahtır. Bunu artık yaptırmayacağız.
Yüzyıllardır sürüp gelen zihniyetleri, âdetleri ve gelenekleri kökünden çıkarıp atabilmek itiraf etmelidir ki, kolay bir şey değildir. Güç bir meseledir. Örnek: ben kendimden bahsettim. Benim rahmetli anam beni terbiye ederken bana derdi ki: “Padişahta ve halifede yedi evliya kuvveti var.”
Bu zavallı insanlar, bu alçak ruhlu insanlar sandılar ki ben bir başkumandanlık istiyorum. Yalnız böyle kuru bir unvanı almak arzusundayım. Arkadaşlar! Ben böyle bir unvan için o makamı istemiyordum. Ben o makamı yıkmak için oraya gitmek istiyordum.
Memlekette birçok düzeltmeler yapmak fikirleri örnek getirildi ve buna başlamak isteyenler de bulundu. Örneğin |||. Mustafa zamanında ilk defa olmak üzere Avrupa’da olduğu gibi bir reform göze alındı. Fakat o muvaffak olamadı. Ondan sonrakiler de çalıştılar, tam olarak hiçbir vakitte muvaffakiyet hasıl olamadı. En son Meşrutiyet’i elde etmek için yapılan devrimde dahi muvaffakiyet hasıl olamadı. Neden? Çünkü egemenliği kayıtsız, şartsız milletin elinde bulunduran bir şekil değil fakat ya tamamen bir adamın elinde veya birkaç kişinin elinde bulundurmaktan başka bir hükümet şekline başvurulmamıştı.
Bir Osmanlı Devleti vardı. O da en son ortadan silinmeye mahkûm oldu. Ne için? Çünkü millet kendi hayatıyla, kendi eviyle hiçbir vakit uğraşmadı, daima belirsiz birtakım amaçlara karşı sürüklendi ve kendi kendini sürükledi, en son bu hal ve duruma düştü.