Muzaffer olacak bir ordu önce zafer kazanacağı ortamı yaratır, sonra düşmanla savaşa girişir; yenilecek ordu önce düşmana savaş açar, sonra savaş sırasında galip gelecek bir şans doğmasını bekler.
Bu nedenle " karşısındakini ve kendini bilen hiçbir savaşta tehlikeye düşmez; karşısındakini bilmeyen, sadece kendini bilen bir kazanır, bir kaybeder; karşısındakini de, kendini de bilmeyen her savaşta mutlaka tehlikeye düşer" denir.
Askerin kafası karışır, kuşku duymaya başlarsa yerel beyler bu durumdan yararlanıp çıkar gelir. Işte bu, ordu içinde kargaşaya neden olup yenilgiyi davet etmek demektir.
Savaş kandırmacalı bir iştir. Bu nedenle vurabilecekken vuramayacakmış gibi göstermek, yaklaşırken uzaklaşıyormuş gibi göstermek, uzaklaşırken yaklaşıyormuş gibi göstermek gerekir.