Livaneli’nin son dönem yazarlar arasında kendine kemik bir okur kitlesi oluşturduğu kanaatindeyim. Gerek konu seçimleri gerekse üslubu ile farklı bir tarzda yazmaya çalıştığını düşünüyorum. Bundan önceki kitaplarını da okumuş biri olarak bu kitabının diğerlerinden ayrılan yanı konuya bakış açısı olduğunu belirtebilirim. Osmanlı dönemi ile ilgili ‘Engereğin Gözü’ romanını da okumuştum. İlginç bir şekilde Livaneli bu romana ortanın solundan değil de ortadan bakma eğilimi göstermiş.
Abdülhamid’in hayatını anlatırken derin bir araştırma yaptığı kitabın her sayfasında buram buram kokuyor.
Doktor Atıf’ın Abdülhamid ile birlikte Selanik’e özel doktoru olarak gelmesi ve yanında bulunduğu sürece tutmuş olduğu hatıratlar yazarın kitabı oluştururken asıl kaynağı olmuş diyebilirim. Yazar kitabı kimi yerde Abdülhamid’in kimi yerde ise Doktor’un anlatımıyla okuyucuyla buluşturmuştur.
Kitaplarla kalın, hoşça kalın.
Kör bir köpekle yaşlı bir adamın bir mısırı zorlu şartlara rağmen hayatta tutmasını konu almış, Çin edebiyatında okuduğum ilk kitap.
Kitap sade ve yalın bir şekilde anlatılmış . Var olmanın sancısı ve zorluklar karşısında gösterilen çabayı güzel bir biçimde ifade etmiş.
Bazen bizi hayata bağlayan şeylerin ne olduğunu sorguladığımız anlar olmuştur. Ölüm döşeğinde bile aklımız hep geride bıraktıklarımızda olacaktır. İşte bu kitapta yaşlı bir adamı son anlarına kadar hayatta tutan şeyin küçük bir umut olduğunu göreceğiz.
“Benim kendi yorumumla: Ya o da tüm köylüler gibi bırakıp gidecekti ya da küçük bir umudun yeşermesi için zorluklara göğüs gerecekti.“
Keyifli okumalar dileğiyle…