Ağır ağır sigara sarmaya koyuldum,sarma işini uzattığımı fark ettim,bozmadım kendimi.bütün dikkatim parmak uçlarımdaydı.sardığım tütün değildi kağıt da değdi.kendimi kendimle sarıp sarmalıyordum
“Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı söylemek istiyorum…
Kitabı ilk gördüğümde merak ettim bu senfoniyi,nasıl bir yazar bu kadar güzel verebilir bir ismin hakkıni işte okuyunca anladım,bu hikaye ölümü durmaksızın sırtlarında taşıyan kadersız birkaç insanın hikayesi işte,herkesin hayatında ölümüne aradığı o mecnunu kim bu hale getirdi?herkesin aslında ölüme sürüklenen bir "aydın"ı yokmudur?herkesin kendi elleriyle öldürdüğü hayalleri?hayatın acımasizca katlettiği "aydın" değilmiyiz bizde?hayat bir ölüm senfonisi değil mi?