Uçları aramayı bir hüner zannediyoruz. Mutedil olmak, aksini becerecek gücü olmayanın boyun eğişi olarak görülüyor. 'Vasat'ın, ifrat ve tefritin ortası demek olduğunu unuttuk. Esas kafama takılansa, bir uç aranacaksa bunun neden illa çirkinlikte, kötülükte, sapkınlıkta arandığı. Neden güzelliğin sınırlarını zorlamıyoruz? Neden her yeni güne bir önceki günle yarışan bir iyilik haberiyle uyanmıyoruz?
Sonra şeytan ve ateş geliyor aklıma.
Alevlerin parlak rengi mi yoksa insanı bu kadar cezbeden?
Doğrunun bile kurtaramadığı
bir kaba gerçekliği yaşıyoruz nicedir.
Haklılık güçlülüğün değil,
yenilginin koşulu oldu.
Söz bulanık bir rüzgârla
penceremizde
savrulan güz yaprakları kadar
kederli ve geçerli.
İçtenlikse,
bir yitik zaman hüznüyle
hoyratlığa süs bir antika artık.
Şükrü Erbaş