Bir genç attı atacak kendini!
Yolda siren sesleri,
Ormanda ağaçların uykusu..
Kimse görmedi o yabancıyı…
Bir ihtiras, bir inat
Oldu olacak dediğimiz her şey
Soluyor yüreğimizin avucunda.
Hayalin tuvalinde renkler oynuyor,
Düşlüyoruz yarın ki sevmeleri…
Öyle bir sihirbazdın ki beni bile kaybettin
Biliyorsun, ben hangi şehirdeysem
Yalnızlığın başkenti orası
Sen aklım ile kalbim arasında kalan,
En güzel çaresizliğimsin
Özenle katlanmış bir mendil gibisin
Sil beni ne olur
Kırk yıllık kirim pasım gitsin
Sen bakma bana bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma Ben çok gülerim
Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlayamaz...
Üstü Kalsın
Güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız,
İlk yaz derken kışı gözden kaçıran
Yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız
En güçsüz kollarla
Çözüldü aşkın zarif ilmeği
Bulandı aynalar duruluğu.
Çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda
Bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık olduğunu...
Yabancıların en yakınıydın sen…
Nilgün Marmara
Nilgün Nilgün Marmara