"Köklerin neredeyse orada çiçek açarsın. Büyükannemin söylediği en güzel sözdü bu. Çünkü kökün ne kadar güçlü olursa vereceğin meyve de o kadar güzel olur. Ancak benim meyve verecek dallarımı daha on yedi yaşındayken kırdılar..." Yüreğimi bıraktım bu cümlelere... Bu hikaye, beni derinden etkiledi. Bu hikaye, İkinci Dünya Savaşı ve soykırımın bir gerçeği. Alman olan Nazi olmayan insanların, birbirini rengi, dili, dini gözetmeden sevenlerin, bir dilim ekmeği paylaşan komşuların, savaşın yaktığı yıktığı ailelerin hikayesi...
"Savaş herkesi mağdur eder." diyor. İnsanların yaşadıkları bu korkunç olaylara akıl erdirebilmek, kitabı okurken Nazilerden nefret etmemek mümkün değil. İnsan insana bunu nasıl yapabilir. Hangi sebep, hangi ideoloji bu yaşanılanlara gerekçe gösterilebilir. "İnsan" olan bana nasıl sessiz kalabilir. Tıpkı bugün yaşanılanlar gibi...
Bu kitap, acı dolu bir tarihin, bir ailede yarattığı izleri güzel bir aşk hikayesi ile anlatıyor. Yazarın sade ve akıcı dili ile kitap, bir çırpıda bitiyor. Ve bu hikaye, insanın yüreğinde derin bir iz bırakıyor.
Ve bu sürükleyici, etkileyici, derin bir hikayeyi okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...