Pamuk'a yapılan tüm eleştirilere rağmen mükemmel bir kitap bence.
Önce ismi neden 'Kara Kitap'?
İslam felsefesinde ve tasavvufta "Siyah Nur" kavramı vardır; mutlak hakikate ulaşmadan önce karanlık, her şeyin birbirine karıştığı kafa karışıklığı evresini temsil eder. Galip’in İstanbul sokaklarındaki kayboluşu, aslında bu Siyah Nur'un içinde kaybolup kendi hakikatini doğurma çabasıdır.
Kara Kitap, görünüşte Galip’in kendisini terk eden karısı Rüya’yı ve ortadan kaybolan gizemli köşe yazarı kuzeni Celâl Salik’i arayışını anlatır. Ancak bu arayış, Doğu-Batı sorunsalının ötesinde, edebi bir kimlik yamyamlığı ve varoluşsal bir dedektiflik hikayesidir.
İstanbul'un altındaki o kuruyan çamur, Batılılaşma sancıları çeken bir toplumun aceleyle dibe ittiği, saklamaya çalıştığı ama asla yok edemediği kültürel molozlarıdır. Pamuk, Galip'i bu çökmüş nehir yatağında yürüterek aslında onu kendi geçmişinin, yani Doğu'nun o karanlık ve darmadağınık köklerinin içine fırlatır. Galip Rüya'yı ararken aslında bu kültürel mezarlıkta kendi yüzünü aramaktadır.
Tasavvuftaki Hurufilik üzerinden bir özgünlük arayışı işler. Galip, kaybolan Celâl’in dairesine yerleşip onun kıyafetlerini giydiğinde ve onun yerine yazmaya başladığında trajik bir gerçeği ifşa eder: Bu topraklarda kendini bulmanın tek yolu, tamamen bir başkası olmaktır.
Kara Kitap, düz bir çizgide okunacak bir roman değil. Sayfaları arasında dönüp durduğunuz, İstanbul'un sokak isimlerinde kaybolduğunuz bir sarmal. Kendisi olmaktan korkan, sürekli bir başkasının hikayesine sığınan modern insanın ve bu coğrafyanın en dahi işi röntgenidir.