Serkan Ekin

Serkan Ekin
@Serche48
Öğretmen
Üniversite
Muğla
9 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Serkan Ekin

, bir kitap okudu
9/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Orhan Pamuk
7.8/10 · 11,6bin okunma
Reklam
Mesele para değil yeğen
Puan vermedi·94 syf.··
2026 20. kitabı
Basit bir "başarı ve satış taktiği" kitabı sanabilirsiniz adına bakarak. Ancak kitabın satır aralarına dikkatle baktığınızda, Mandino’nun aslında bir satış el kitabı değil, bilişsel yeniden yapılandırma rehberi yazdığını fark edersiniz. Pathros, Hafid’e parşömenleri teslim ederken aslında ona maddi bir zenginlik formülü vermiyor. Mandino, Pathros karakteri üzerinden kadim bir psikolojik gerçeği fısıldıyor: "Alışkanlıkları ancak başka bir alışkanlık alt edebilir." Kitapta her parşömenlerin otuz gün boyunca günde üç kez (özellikle de bilincin en açık ve savunmasız olduğu uykudan hemen önce) okunması istenir. Mandino, 1960'ların sonunda, insan beyninin kelimeler ve tekrarlarla nasıl manipüle edilebileceğini çözmüş ve bunu mistik bir ticaret hikayesinin içine gizlemiştir. Bu kitap ticareti değil, doğrudan insan beyninin çalışma mekanizmasını anlatır. Kitabın bence zayıf kalabileceği tek nokta, parşömenlerin içeriğindeki o hafif "aşırı iyimser" ton. Dünyanın her zaman sadece sevgiyle döneceğine inanmak edebi olarak çok güzel olsa da, günümüzün rasyonel ve sert dünyasında bazen fazla naif kalabiliyor. Yine de, metnin kısalığına rağmen bıraktığı tortu oldukça derin. Eğer bu kitabı sadece "nasıl zengin olunur?" gözlüğüyle okursanız, sıradan bir kişisel gelişim masalı bulursunuz. Ama onu kendi zihinsel kalıplarınızı kırmak için yazılmış bir "zihin antrenmanı kılavuzu" olarak okursanız, kütüphanenizin en değerli parçalarından birine dönüşür.
Dünyadaki En Büyük SatıcıOg Mandino · Boyner Holding Yayınları · 2015447 okunma

Serkan Ekin

, bir kitabı okumaya başladı
Hal Ebbott
6.6/10 · 93 okunma
Klasik müzik eşliğinde toksik bir ilişki
Puan vermedi·384 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 00:36
2024 Booker ödülü aldığı için büyük bir umutla okudum ama maalesef beni çok etkilemedi. Yazar kişisel saplantılı bir aşk hikayesi ile Doğu Almanya'nın çöküşünü birbirine paralel şekilde nasıl çürüdüğünü anlatıyor. Katharina ve Hans arasındaki ilişkinin çürümesi, Berlin Duvarı’nın yıkılışı ve Doğu Almanya’nın Batı tarafından yutulmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Rejim çökerken aralarındaki aşk da karşılıklı işkenceye dönüşüyor. Hans, Katharina’nın bir başkasıyla kısa süreli bir yakınlaşmasını öğrendiğinde, ona saatlerce süren "itiraf" kasetleri doldurtuyor. Tıpkı Doğu Alman gizli servisi Stasi’nin insanların hayatını kayıt altına alıp onları bu kayıtlarla mahvetmesi gibi. Aşıklar arasındaki 30 yıldan fazla yaş farkı bir yana roman bana sürekli rahatsızlık verdi. Kitabın ana fikrini; birine duyulan aşk, bazen bir diktatörlüğe duyulan sadakat kadar kör ve yıkıcı olabilir, şeklinde anladım. Hans’ın Katharina’yı kasetlerle ve sorgularla terbiye etme biçimi, devletin vatandaşı üzerindeki baskısından farksız. Duvar yıkıldığında ve özgürlük geldiğinde, her iki karakter de bu yeni ve vahşi özgürlükle ne yapacaklarını bilemezler.
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,120 okunma