Mihail Bulgakov’la tanışma kitabım Genç Bir Doktor’un anılarıydı, Köpek Kalbi yazardan okuduğum ikinci kitap oldu.
Fantastik ve bilim kurguya dayalı ögelerle zenginleştirilen eserde oldukça akıcı bir dil kullanıyor Bulgakov.
Öykü yaralı ve aç bir sokak köpeği olan Şarik’in ulumasıyla başlıyor. O güne kadar başından geçen olayları, çektiği sefaleti, açlığı anlatıyor bizlere Şarik. Yazar geriye dönüş tekniğiyle Şarik’in hafızasında kalan üzücü anıları sunuyor okura. Anlatımın ardından elinde bir parça sucukla gelen bir adamın Şarik’in sahipsiz ve yaralı oluşuna sevinip bir parça sucuk vermesiyle adamın peşine takılıyor Şarik. Adam ünlü bir doktor olan Flip Flipoviç. Gittikleri dairede önce yarası tedavi ediliyor ardından da bir güzel besleniyor. Yazarın verdiği mesaj köpeğin bir parça sucuk için gösterdiği sadakat belki de bu sayfalarda. Şarik halinden mutlu, karnını doyurup sıcacık dairede uykuya dalmanın keyfini çıkarıyor. Aradan belli bir zaman geçip Şarik kendini toparladıktan sonra Flip Flipoviç imkansız bir şeye kalkışıyor ve dört saat önce ölmüş bir gencin hipofiz ve erlik bezlerini Şarik’e naklediyor. Ameliyat kısa ve zor gerçekliyor. Yaklaşık on beş gün komada kalıyor Şarik. Ardından imkansız gerçekleşiyor ve Şarik yavaş yavaş insanlaşmaya başlıyor. Konuşmaya başladığında küfür etmesine oldukça şaşırıyorlar başta ancak araştırdıklarında ölen gencin azılı bir suçlu ve alkolik olduğunu öğreniyorlar. Şarik de hipofizin sahibine yaraşır davranıp Flip Flipoviç’i yaptığına pişman ediyor.
Gelelim eserin verdiği mesaja, Bulgakov sembollerle anlatımı seven bir yazar bilindiği üzere. Şarik’in ameliyattan önceki hasta ve sefil durumuyla Çarlık Rusya’yı aktarıyor okura mükemmel bir şekilde. Elinden bir parça sucukla Şarik’i kandırıp götüren profesörse Lenin olarak çıkıyor
İnce Memed senelerdir okumak isteyip ertelediğim bir seriydi. Geçen yıl tam da bu zamanlar başladım okumaya ve yaya yaya okumayı seçtim. Birinci cildin o mükemmel akıcılığı ikinci ciltte azalırken burada tamamen durağanlaşıyor. İnce Memed, toplam yüz sayfada ya çıkıyor karşımıza ya çıkmıyor. Eserdeki yan karakterler öyle detaylı tanıtılıyor ki bu ciltte, yanlarında gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ali Safa Bey’in ölümü ve ardından cenazesinin ortada kalması bütün kasabayı leş kokusunun sarması öyle detaylı betimleniyor ki sanki burnunuzun direğini sızlatıyor o koku. Murtaza Ağa’nın İnce Memed korkusu, Tazı Tahsin’in pirinç umarken elindeki bulgurdan olmak üzere oluşu, kılıfına uydurulan yalanlar ve en önemlisi de ağa köylü çatışması öyle güzel eleştiriliyor ki hayran bırakıyor Yaşar Kemal kendine bir kez daha. Kitapla kalın