Sonraki günlerde de değişen bir şey olmadı: Hüzünle sevinç, umutla düş kırıklığı sürekli iç içeydi; belirsiz bir duygu, ama daima yabancı olmak ve alışamamak...
Taze ve çocuksu suratı gitmiş, gözlerindeki sevecenlik yitmiş, dudaklarının insan eliyle çizilmiş gibi duran kıvrımları, ağzının hoş bir görünüm veren köşeleri silinmişti.