"Kendini herkesten daha akıllı gören, hayatın sana verdiği şansı üstünlük zanneden, senden daha azıyla yetinmek zorunda olanların gözüne gözüne fazlalıklarını sokan sen! Zavallı sen... Kendini koyduğun o yüksekteki yerle, tepesine çıkıp ezdiğin o en alttaki arasında asla kopmayacak bir bağ olduğunu bilmeyecek kadar cahil, hep kendine isteyecek kadar da arsızsın. Bu kadar öğrenmişliğinin, sözde eğitilmişliğinin, bilmişliğinin yanında hiçbir şey yapmayarak, kendi türüne zırnık kadar katkıda bulunmayarak nasıl da ihanet seversin! BİR'in parçası olduğunu unutmuş, kaybolmuşsun."
Düşündü... İnsansıların kutsal kitaplarında bahsedilen göze göz dişe diş konsepti bu olmalıydı. Seni yaralayanı yaralamak değil, yaralanan kişinin, kendisini yaralayan kişiye verilecek cezayı seçmesiydi belki de adalet.
" 'Din' diyorlar inandıkları yaratıcının konusuna, bir sürü dinleri var ama şaşırtıcı bir şekilde bu dinlerin hepsinin sahibinin aynı varlık olduğu konusunda hemfikirler! Aynı yere çıkan yolların kavgasındalar. "
Cehennem sınırlandırılmış bir yer değildi, anlamı parçalayan bir şeydi. İnsana yapışan, nereye giderse gitsin yanında götüreceği, ne kadar savaşırsa savaşsın yenemeyeceği, kaçıp kurtulamayacağı bir an ve bir kere bulaştı mı asla geçmeyecek bir haldi. Bazen bir türlü karşılanmayan bir ihtiyaç, bazense bir türlü unutulamayan bir andı cehennem.