Deneyler sonucu, maddenin, tamamen değişken bir varlık olduğu ortaya çıkmıştır. Buna göre, gözlemlenebilen bütün parçacıklar, başka parçacıklara dönüştürülebilmektedirler. Parçacıklar enerji yardımı ile oluşturulabilirler, ya da tamamen enerjiye dönüştürülebilirler.
Bir parçacığın kütlesi dinamik bir varlık olarak, yani enerji içeren bir süreç olarak algılanmalıdır. Söz konusu enerji sürecinin kendisini dışa vurması ise, «kütle» biçiminde olacaktır.
İzafiyet kuramı, madde hakkındaki görüşlerimizi çok derinden sarsarak değiştirmiştir. Klasik fizik alanında bir nesnenin kütlesi daima yok edilemez ve parçalanamaz bir öz ile ilişkilendirilmişti. Buna göre bütün nesneler bir tür temel «malzemeden» meydana gelmekteydi. Ancak izafiyet kuramı, kütlenin, «öz» diye bir kavramla ilişkili olmadığını ve yalnızca enerjinin bir beliriş biçimi olduğunu ortaya koymuştur.
Atomsal dünyayı açıklamak için geliştirilmiş olan Kuantum kuramına benzer bir model, çekirdeksel fenomenler için henüz geliştirilememiştir. Elimizde birkaç tane «Kuantum-izafiyet» modelinin bulunmasına ve bunlarla parçacık dünyasının bazı özelliklerinin pek güzel bir biçimde açıklanabilmesine rağmen, Kuantum ve izafiyet kuramlarının mikroskobik fenomenleri kusursuz olarak açıklayabilmesini sağlayacak bir kaynaştırılması, modern temel fiziğin en büyük kaygısı ve hedefi olmuştur.
Bir atomun iç yapısını küçük bir gezegen sistemi olarak göstermeye çalışmak yanlıştır. Atom çekirdeğini çevreleyen parçacıkları değişik yörüngelerde düzenlenmiş olasılık dalgaları olarak düşünmek daha uygundur.