Öncelikle, Levent Cinemre ağabeyimin ellerinden öperim. Böyle güzel bir çeviri olamaz yahu. Kitabın konusuna ve işlediği olaylara bakarsak, başlarda yazarın kurduğu sürükleyici şeyler var. Ardından gelen olaylar ise neredeyse Jack LONDON'ın hayatını anlatır nitelikte. Müthiş bir kitap, insanı neden yaşıyorum ki diye sorgulatıyor. Farklı yerlerde farklı olaylar nüksetti bunu yazarımızın ruh hâline bağlıyorum. Mazbut bir aşk öyküsünü, sadece Hindistan'da olduğuna inandırılmak zorunda kaldığımız "sınıflar arası farkı"ı konu alan sonunda, sizin nutkunuzu uçuklatacak kadar farklı bir şekilde biten bir değerli romandır. Romanı bitirdikten sonra toplumun ne kadar pis, ne kadar iğrenç olduğunu düşünerek geçirmiştim birkaç hafta.
İnsana olan güveni ve yalnızlığı sorgulatan kendine bağlayan dumura uğratan özellikle devamı n'olur olsun diye beklediğim okuduğum en iyi Türk romanlarından birisidir. Hele ki Sabahattin Ali seviyorsanız, toplumu ve toplum içinde ki yalnızlığı yaşayan biri iseniz bu roman tam sizin içindir. Edebiyatın doruklarına yükseltti diyebilirim.
İlk önce canım sıkılmasın diye okumaya başladığım ve beni bir anda kendine kaptıran sadeliğiyle göz yormayan şirin mi şirin bir kitap tavsiye ediyorum efsane bir kitap...