Bütün öğreti ve bilimler bir yana etimoloji bir yana nitekim insanlar artık kurdukları cümleleri oluşturan kelimelerin, köklerin anlamlarını dahi bilmiyor. Atomun çekirdeği gibi parçalar tek başına bütünün anlamını ortaya çıkaramazlar ama anlatının gücünü ortaya çıkarırlar.
Hegemonya kendini artık sahip olduğu teknikler, değerler, ideolojileri ihraç ederek değil bu değerlerin bir parodisini evrensel boyutlara taşıyarak gösteriyor. Az gelişmiş ülkeler bir gelişme ve kalkınma simülakrını gerçekleştirmeye çalışıyor.
Bağımsızlıklarını bir demokrasi simülakrına borçlu olan, bu ortadan kaybolmakla meşgul kültürler yeniden eski sağlıklarına kavuşabilecekleri gibi olanaksız bir düşüncenin peşinden koşuyorlar.
Geleneksel anlamdaki kötülük kavramı, iyilikle aynı terazide yer alan iki kefeye benzer. Bu iki kavram hem birbirleriyle dengeli bir birliktelik sergilemek hem de sürekli olarak zıtlaşmak durumundadır. Burada sözü edilen şey görece bir Kötülüktür.
Oysa günümüzde bir başka kötülük biçimi vardır ki, biz bunu mutlak kötülük olarak adlandırıyoruz. Bu kötülük üreten şey aşırı İyiliktir.