Bi dilekî mezin û ronî heta mirinê ji bo azadiyê li hemberî tarîtiyê berxwedan ! Xweda ronahî ye Maîdyo , em çirûskên wî ! ”
“ Heta mirinê Spîtama , heta mirinê ! ”
" Ne güzel bir bebek ! " dediler sana doğduğunda . " Çok güzel / yakışıklı bir kız / erkek olacak bu . " O an , sana en büyük zararı verdiler . Etrafında bir ilgi halesi oluştu . İltifatlar iltifatı kovaladı . Takdirler takdiri . Güzel olduğun için gördüğün ilgi , benliğinin hoşuna gitmeye başladı . Göreceli fiziksel güzelliğin , güzel bir şarkının bestesi gibi kulağa hoş geliyordu . Tını güzeldir güzel olmasına , lakin şarkının sözlerinde bir sorun vardı . Sen " Ne kadar güzelsin " in tınısını duyuyordun , içine akıttığı zehrin farkında olmayarak .
Dur . Ağladığın için zayıf olduğunu mu söylüyorsun ? Sakın söyleme bunu . Lütfen söyleme . Hadi geri al sözünü . Çünkü insansın . İşte bu yüzden meleklerden üstünsün . Çünkü melekler gözyaşı dökemez...
Ağlayan insanlara üzülmüyorum biliyor musun ? Ağlayan bir insan gördüğümde" Neden ağlıyorsun , ağlama , güçlü olmalısın " demeyi çok uzun yıllar önce terk ettim . Ağlayan birini görsem gözyaşları silmek için mendil uzatmak geçer içimden . Bu bana dünyanın en kutsal davranışlarından biri gibi gelir .
... Ağlayabiliyorsun . Ne kadar güçlüsün . Meleklerden bile üstünsün .
Ağlıyorsun . Yorgunsun . Yaşamaktan yorgunsun . En çok gönül yorgunusun . Yaşadıkların kalbinin tabanında birikti . Belki çok şey yaşamadın . Ama çok ağır şeyler geçti başından . Kalbini deliyor sanki yaşadıkların . Ağlıyorsun . Kalbini yıkıyorsun . Biraz olsun gevşiyorsun .
Emaneti taşıyan sadece ayaklar değildi gerçi ama , o an ayaklarım bana bir emanet taşıyıcısı gibi göründü .
Ve onlara " emanet taşıyıcısı " adını taktım .