İnsanlar genellikle farkında olmadan yaralarını tetikleyecek bir eş seçerler. Böylelikle kendilerinin acı dolu ve tepkili taraflarını görme, sahiplenme ve iyileştirme fırsatları olur. Mükemmel bir ayna gibi seçilen partner diğerinin kalbindeki sahiplenilmemiş ve bitirilmemiş şeyleri yansıtır.
Örneğin okyanusun ananası olarak bilinen o şapşal deniz fıskiyesini düşünelim. O bile, az da olsa görmesine ve hareket etmesine yarayan bir beyinle dünyaya gelir. Bir süre bu iki özelliğini kullanarak yüzer, en nihayetinde uygun bir kaya bulunca da oraya yerleşir. İlginç olan, sonrasında yaşadığı dönüşümdür; artık harekete ihtiyacı olmadığı için kendi beynini sindirir ve kalan yaşamı boyunca, hayat gayesine ulaşmış bir milletvekili gibi yapıştığı yerde uyuklar vaziyette kalır.