Ülke çok bunalımlı günler yaşıyordu. Mehmet Can Adalet Bakanıydı. Cezaevlerini en çok ziyaret eden bakan unvanını kazanmıştı. Çünkü tutuldular durmadan Adalet Bakanıyla görüşmek istiyorlar, o da olayları yerinde görmek için kalkıp cezaevlerini dolaşıyordu. Bir kere rehin bile alınmıştı sanıyorum. O günlerde bile soğukkanlılığını, daha doğrusu neşesini ve kahkahalarını yitirmemişti.
"Nasıl gidiyor devlet işleri ?" diye sormuştum o gün. Gülmüştü: "Nasıl olacak kardeşim?Bizde, her şeyin bakanı, bakanlığı vardır da kendisi yoktur. Örneğin , Adalet yoktur, bakanı vardır. Gümrük yol geçen hanıdır , bakanı vardır, seyretsin diye! Memlekette mal bulunmaz, Ticaret bakanı vardır, dostlar alışverişte görsün diye! Hani su okullar olmasa maarifi ne güzel idare ederdim diyen Osmanlı nâzirina zenir olduk!"