Modern çağda yaşayan, rüyalarında ise kendisini yüz binlerce yıl önce yaşamış olan bir atasının anılarının içinde bulan ve iki farklı insan olma izlenimi ile yaşayan bir karakter yaratmış üstadımız. Konuşmayı bilmeyen insansı bir canlının dünya ile, yakın akrabası ve ateşi bulmuş olan ateş adamları ile ve uzun kollu ağaçlarda yaşayan ağaç adamları ile olan ilişkilerini anlatan bu eseri okumanız da fayda olacağını düşünüyorum.
Gerçek şu ki ruhun doluluğu bazen dilin mutlak yavanlığı halinde taşabilir, çünkü hiçbirimiz ihtiyaçlarımız ya da düşüncelerimiz ya da kederlerimizin tam ölçüsünü hiçbir zaman ifade edemeyiz ve insan konuşması, biz yıldızları eritecek bir müzik yapmayı özlerken, ayıların dansetmesi için üzerinde kaba vuruşlarla tempo tuttuğumuz çatlak bir dümbeleğe benzer.
Çoğu kez beni bir insanın içinin derinliklerine götürecek güzel bir patikaya özlemle bakakalır, fakat kişiler arası çalılıkları temizlemek gibi pratik bir görevle yetinmek zorunda kalırım.