Gerçek şu ki ruhun doluluğu bazen dilin mutlak yavanlığı halinde taşabilir, çünkü hiçbirimiz ihtiyaçlarımız ya da düşüncelerimiz ya da kederlerimizin tam ölçüsünü hiçbir zaman ifade edemeyiz ve insan konuşması, biz yıldızları eritecek bir müzik yapmayı özlerken, ayıların dansetmesi için üzerinde kaba vuruşlarla tempo tuttuğumuz çatlak bir dümbeleğe benzer.
Çoğu kez beni bir insanın içinin derinliklerine götürecek güzel bir patikaya özlemle bakakalır, fakat kişiler arası çalılıkları temizlemek gibi pratik bir görevle yetinmek zorunda kalırım.
Sürekli korku altında yaşamamıza karşın çok gülen bir Ahali'ydik biz. Eğlenmeyi çok seviyorduk, kolay da eğleniyorduk doğrusu. Üstelik bir eğlenmeye başladık mı her şeyimizi veriyorduk eğlence uğruna. Yarım yamalak hiçbir yanımız yoktu. Gülünç bir şey oldu mu kasıklarımızı tuta tuta, iki kat olur kahkahaları koyuverirdik. Gülünç bulduğumuz o kadar çok şey vardı ki üstelik. Ah, öyle bir gülerdik ki, hiç sormayın!