Önce hayal eder, sonra da hayalin için mücadeleye girersin ve sonunda da sakinliği öğrenirsin. Çünkü her şeyin sonunda sessizlik ve sakinlik seni orada bekler.
Kalemini çok sevdiğim yazarlardan biridir Lev Tolstoy betimlemeleri bir girdap gibi sizi kitabın içine çekiyor. Bu kitabı iki hikayeden oluşuyor ilk hikaye Bir Toprak Sahibin Sabahı bu hikaye, 19 yaşındaki genç prens Nehlüdov’un üniversiteyi bırakıp köylülerine yardım etmek, onların hayatını iyileştirmek amacıyla köyüne dönmesini ve bu idealist çabasının bir gününü anlatır.
İki hikayede de otobiyografik bağlam mevcuttur bu hikayede Tolstoy, 1847’de Kazan Üniversitesi'ni bırakıp Yasnaya Polyana'daki malikanesine döndüğünde tıpkı Nehlüdov gibi köylülerin yaşam koşullarını düzeltmeye çalışmış ancak benzer bir başarısızlık yaşamıştır. Bu öykü, yazarın kendi gençlik hayalleriyle ve o hayallerin yıkılışıyla yüzleşmesidir.
Diğer hikaye ise Efendi İle Uşağı hikayesidir; Hikaye, açgözlü ve varlıklı bir tüccar olan Vasili Andreyeviç ile onun uysal, sabırlı uşağı Nikita'nın dondurucu bir kış gününde yola çıkışını anlatır. Vasili'nin amacı, kârlı bir araziyi başkasına kaptırmadan satın almaktır. Ancak şiddetli bir tipi bastırır. Yollarını kaybeden bu iki zıt karakter, geceyi karların ortasında geçirmek zorunda kalır. Vasili başlangıçta sadece kendi canını ve malını kurtarmaya çalışırken, ölümün kıyısında beklemediği bir ruhsal dönüşüm yaşar.
Hani demiştim ya betimlemeleri sizi kitabın içine çeker bu hikayede; Tipinin betimlenişi o kadar güçlüdür ki, kar ve rüzgar adeta kitabın üçüncü bir karakteri gibidir. Tolstoy, insanın doğa karşısındaki çaresizliğini betimleyerek kibri yerle bir eder.
Bu hikayede ki otobiyografik bağlam ise Tolstoy'un kendi hayatındaki köklü değişimden, yani malını mülkünü reddedip basit bir yaşamı seçme arzusundan izler taşır.
Kitabın zirve noktası, Vasili'nin donmak üzere olan Nikita'yı kurtarmak için kendi vücudunu siper etmesidir. Hayatı boyunca
Kitap sadece bir şiir kitabı değil; içinde anlatılar, mektuplar ve hikayeleştirilmiş bölümler de barındıran hibrit bir eser. Bazı sayfalarını okurken duygulandığım bazı sayfalarını ise öylece okuyup geçiştirdiğim oldu. Cemal Süreya ile ilgili sayfaları oldukça hoştu, Rıdvan Keskin sayesinde usta hakkında bir çok yeni şey öğrendim diyebilirim. Şiir sayfaları beğenimi kazanamadı fakat hikaye sayfaları benim için oldukça etkileyici oldu. Özetle kitap benim için Cemal Süreya ekseninde dönen "edebi bir anlatı/deneme" kitabı olarak değer kazandı.