「 Serhat Şahiner 」

「 Serhat Şahiner 」
@SerhatSahiner
Derin Bir Nefes kitabının yazarı.
"Her insanda duyguların, o insanın kendi amacına varması için kesin önem taşıyan yönde ve boyutlarda güçlenip geliştiğini görürüz. İnsanın korkusu ya da cesareti, neşesi ya da kederi her zaman yaşam amacıyla uyum içindedir; görece şiddetí ve ağırlığı, beklentimize hiçbir zaman aykırı düşmemiştir."
Sayfa 35 - Say Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Makine Üretimi
~KENDİMCE~ Buhar gücünün üretim için kullanılmasıyla sanayi devrimi başlamış oldu. Bu sayede daha önce üretimde kullanılan kas gücüne olan ihtiyaç azaldı. Daha sonra elektrik ve petrol, seri üretim için kullanılan makinelerin çalışmasında enerji sağlayıcı rolü üstlendi. Gerçekleşen her gelişme ile hem insanî hem de hayvanî kas gücü gerekliliği daha da azaldı. Üretimin makineler ile daha da kolaylaşması insan nüfusunu, insan nüfusunun artması da ürüne olan talebi arttırdı. Bu sebeple arz da arttı; daha çok fabrika, daha çok makine, daha çok ürün oluştu. Makinenin kas gücü ihtiyacı gittikçe düşmüş olsa da insanın makinelere olan ihtiyacı gittikçe arttı. Bu da insanın makine olmadan yaşayamamasına ve gelişememesine yol açtı. Bu düzenin beraberinde kapitalizm tüm dünyayı ele geçirdi ve ihtiyaçlarını kullanarak onu tam olarak makineye bağımlı hale getirdi. Hatta ihtiyacı olmayan şeyleri temel ihtiyaç düzeyine çekerek sürekli kâr elde etti. Örneğin; profesyonel bir sporcu olunmasa da yürüyüşte, koşuda, günlük kullanımda farklı ayakkabılar giymeyi önemli gereklilikmiş gibi empoze etti. İnsan, işte bu üretim ve pazarlama makinesinde hem hammadde ve ürüne, hem de makinenin içindeki çarka dönüştü. Bu sürece itiraz edenleri ise makine her zaman yuttu. Yeni makineler, yapay zekâ ve robotlardır. Öncekilerden bir şey anlaşılmamışsa yaşanacak olanlar yeni makinelerde de aynı olacaktır.
Duygu ve Düşünce
"... Toplumsallık duygusundan yoksun çocuklar, kendilerindeki yetenekleri ve yaşamın içerdiği olanakları daha açık seçik hissedecektir. O zaman yaşamın önlerine çıkaracağı ödevler karşısında uğraşıp didinmeyi elden bırakmayacak, kendilerine kolay bir çıkış yolu aramayarak ödevlere yan çizmeyecek ya da yükü başkalarının üstüne yıkmaya kalkmayacaklardır; kendilerine daha yumuşak davranılıp özel bir yakınlık gösterilmesini beklemeyecek, kendilerini aşağılanmış hissetmeyecek, kafalarından intikam düşüncesini geçirmeyecek ya da "Yaşamanın yararı ne? Ne veriyor bana yaşamak?" diye sormayıp şöyle söyleyecektir: "Biz, kendi yaşamımıza gereken biçimi vermek zorundayız. Bu oldum olası boynumuzun borcudur ve bunun altından kalkabilecek gücümüz vardır. Biz eylemlerimizin efendisiyiz. Yeni bir şey mi yaratılacak ya da eski bir şeyin yerine yeni bir şey mi koyulacaktır, bu yalnızca bizim işimizdir." Yaşam bu şekilde birbirinden bağımsız bireylerin ortak çalışması olarak görüldü mü, insanlığın ilerlemesinde sınır yoktur."
Sayfa 28 - Say Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
"Bu üç neden - yetersiz organlar, şımartılma ve ihmal - bireyi, yaşama yanlış anlam verme konusunda ayartan tehlike odaklarını oluşturur. Söz konusu koşullarda büyüyen çocukların , kendilerini bekleyen ödevlere yaklaşım biçimlerini değiştirebilmeleri, neredeyse hiçbir zaman dışarıdan yardımsız gerçekleşemez. Böylesi çocuklar yaşama yeni, eskisinden daha olumlu bir anlam vermesini öğrenmek zorundadır."
Sayfa 23 - Say Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
İnsana ve Hayata Dair
"Her insanda başkalarının yaşamını bir duygudaşlıkla paylaşma yeteneği vardır ancak bu yeteneğin beslenip terbiye edilerek güçlendirilmesi gerekir, yoksa henüz tohum halindeyken kuruyup gider."
Sayfa 22 - Say Yayınları E-Kitap·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular