" Bütün bildiklerini unut dedi bana. Zaten fazla bir şey bilmiyorum albayım diye itirafta bulundum. Her şeyden önce nefesimizi iyi ayarlamalıyız oğlum Hikmet dedi bana. Evet albayım diye heyecanla bağırdım. Hemen içkiyi, sigarayı ve boş düşünmeyi bırakıyorum. Bedava düşünmek yok artık. Heyecanlanma dedi albayım. Heyecanlarını boş yere harcama. Kendimi tutmak istiyordum. İnanın çok istiyordum. Gene de dayanamadım, bağırdım. Anlıyorum albayım! Her yeteneğimizi hesaplı kullanmalıyız. Batılılar, kendilerini tutmasını bildikleri için büyük başarılara ulaştılar değil mi? Ölsen bir yudum su vermezler. Tabii şimdi anlıyorum : Bakalım bu suyun sana verilmesi doğru mu? Bakalım sen kimsin?... Elbette albayım: önce, suyu hakettiğimi göstermeliyim.
...İngilizlerin neden sustuğunu artık anlamıştım. Kendimden utanıyordum. Bütün hayatımca konuşmuştum. Bir cümlesi bile aklımda kalmamıştı. Birden dehşete düştüm. Sonra, yok canım, dedim kendi kendime. Birkaç cümle kalmıştır elbette. Bütün gücümle düşünmeye çalıştım. Hayır aklıma bir cümle bile gelmiyordu. "